Yeni Sene

“All days walk towards Death, the last one reaches…” Montaigne6

İsterdim ki bugün yarım saat arayla haberini aldığım birbirini hiç tanımayan iki kişi keşke hala hayatta olsaydı ve ben bugün çok farklı bir yazı yazsaydım…   

Bugün yine eskiyen bir yılın son günü…

Ne hızlı akıp geçmeye başladı zaman otuzumdan sonra…

 

Keşke uyumak diye bir şey hiç olmasaydı ve daha fazla anılar üretseydik sevdiklerimizle birlikte daha fazla yaşayarak…Çünkü uyurken insanlar, evler ve şehirler uyurken sanki ölüm sessizliği çöküyor yaşamın üstüne…Gözlerimizin ve zihnimizin açık olmadığı zamanlar sanki bu hayatta olmuyoruz…Zaman ve hareket duruyor gibi uyuyan bir şehirde…

 

Son zamanlarda aklıma takılan bir soru var: Acaba Tanrı bizim gerçek ve mutlak ölüme alışmamızı istediği için mi her güneş batışında bir çeşit ölüm yorganını üstümüze örter?

Neden uyku var? Neden uyumaya muhtaç yaratılmışız, hiç düşündünüz mü?

 

Bugün eski yılın son günü ve saatler sonra yeni yılın ilk gününe merhaba diyeceğiz…

Herkesin bir beklentisi var gelecekten…Umut etmek ve hayal etmek daha güzel ve zevkli günleri…Herşeyin başı sağlık deriz ama, para da istiyoruz gelecekten…Parasız hiçbir şey olmaz…Hatta günümüzde “aşk” bile artık meteliksiz yaşanmıyor…Daha iyi bir yaşam istiyor her kadın ve erkek, daha kazançlı bir iş, hatta daha ve sonsuz mutluluk, huzur istiyor her insanoğlu…

 

Ne yazık ki o iki genç insanın böyle beklentileri kalmadı bu hayatta…

Bu gece geldi ikisinin de acı haberi ardı ardına…

Biri kardeşimin iyi bir arkadaşı, minicik bir oğlu var…

Diğeri bir dostumun kuzeniydi, babasını da tanırım…

Peki nasıl olacak bundan sonra, artık onlar arkadaş değiller mi, artık kuzen değiller mi yani? Baba değiller mi oğullarına, oğul değiller mi babalarına?

Onlar artık yok…Ve bilselerdi bugün terk-i diyar eyleyeceklerini, sizce en çok sevdiklerinin kollarında olmak istemezler miydi?

 

Yarın gelecek yeni seneden hiçbir şey istemiyorum ben…Sevdiklerimle birlikte olmaktan başka…Ve beni gerçekten sevenlere sarılmaktan başka…

 

2008’in bu son gününde sabaha karşı uyku tutmuyor…

Beynimin derinlerinde yankılanan ve ben de aynı yaşta olduğumdan daha bir keskin bıçak gibi ruhumu dilimlere ayıran Cahit Sıtkı Tarancı’nın “35 Yaş Şiiri”, ama en çok son bölümü tekrarlayıp duruyor kendini , kulaklarımda çınlayarak, hem de kendi sesimle:

 

 

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.”

 


ONCESISONRASI


3 Yorum var

  1. Meltem

    :( Hüzün yanı başımızda bekliyor bizi, anlatmak ister gibi yaşamı … Anlayamadığımız o anlarda. Herşey boş dedirtmek için… Gözlerimiz ağlar hiç durmadan … Akan yaşlar geçmişi getirecek gibi… Birden zaman durur yaşam durur nerdeyim ben dedirten hisler dolar içimize …. Bir yıl daha geride… Yapmak istediklerimizi yaptığımız belkide yaptığımızı sandığımız … Belkide hiç ulaşamadığımız … Koca bir yıl daha geride … Olmak istediği yerde yada çok geride … Kimbilir nerde?

  2. Hakan’cım, Başın sağolsun. Ölüme söylenecek fazla şey olmuyor maalesef. Kalanlarına sabır versin Allah, minicik oğluna da güzel bir hayat inşallah.

    Yeni yıldan umutlarımız, hayallerimiz çok. Hayal kurma günü bugün.
    Herşeyin gönlünce olmasını diliyorum.
    Sevgiler

  3. Özlemcim, sağolasın…
    Hayat şaka gibi, bu dünya fani, ölüm ani işte…
    Elde değil üzülmemek ve düşünmemek…
    Sevdiklerinle birlikte nice mutlu seneler diliyorum…

Cevapla

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.