Umut…

Sizler, sen ve o, karşınıza çıkabilecek iyi ve kötü her şeyi onlarla karşılaşmadan önce düşünüp yaşamaya başlarsanız, gerçek olmayan hüzün veya mutlulukla çok kısa bir beraberlik içinde olursunuz. Hiçbirinin kapınıza geleceğine dair garanti yoktur. Hüzün olduğunu düşünüyorsanız karşılaşacağınızın, onu daha önceden yaşamaya başlarsınız, acı artar. Bir de hiçbir sorun çıkmazsa sonradan, duyduğunuz üzüntüyle kalırsınız. Yok eğer mutluluksa beklediğiniz sevinç dolar içinize. Ama sonra beklediğiniz güzellikler çalmazsa kapınızı işte o zaman en zalim çilelere yenilirsiniz, hevesiniz kursağınızda kalmıştır, mutluluk acıya dönüşmüştür. Şüphesiz, sorunlara alışmış bir insanın, yeni bir sorun daha yaşaması, huzur ve sevinçlere kendini hazırlamış bir insanın aniden sıkıntılarla karşılaşmasından çok daha kolaydır. Sadece sabredin. . .

O ve sen, ara sıra böyle erken duygulara kapılıp içinde bulunduğunuz zamanı sahteleştiriyor, ve yaşamanız gereken elmas kadar değerli saniyelere ihanet ediyorsunuz. O seni seviyor, senin de gözlerinde aşk ve tutku gizli. Yaşayacaksanız iyiyi ve kötüyü, beraber yaşayacaksınız. Unutmayın hem hüzün hem de mutluluk beklendikleri gibi çıkmayabilirler. Düşünsenize nasıl birleştirdiniz önceliklerinizi sevdalarınızla? Sadece sabredin ve düşünün, ihanet etmeden zamana. . .

Sen ve o düşündükçe buram buram sevişerek aşkın azgın denizine düşebilirsiniz, sakın korkmayın.

Hatırlasana sen, hangi söz savaşlarından galip çıktın, ve nasıl çaba sarfettin aşka yenik düşürmek için onu. Ve o, hangi kuruntularını ve alışkanlık haline gelmiş


tedirginliklerini terketti senin uğruna. Her şey cesur bir soruyla başladı aslında:

Benden ne istiyorsun?

Ve kahramanca bir cevapla devam ediyor:

Seni, tüm benliğinle ve aşkınla, ve yanılgılarınla, yenilmişlik saydığın gerçekte en değerli hazinen olan yaşanmışlıklarınla. . . Sadece seni istiyorum !’.

Peki ne oldu şimdi? Sen ve o, aşkın azgın dalgalı sularına gömüldünüz. Beklediğiniz umutlar dolu tekneler, ve merak ettiğiniz sizi nelerin beklediği; iyi mi, kötü mü? İşte bunu bilemezsiniz. Yazgıdır. Tek yapacağınız yaşayıp görmek, ara sıra boğazınızı yakan tuzlu sulardan da yutarak, o tatlı mücadeleleri beraber göğüslemek. Yüzmeyi öğrenip ileri doğru bir kulaç atmak, sonra bir kulaç daha, ve sonra bir daha. Birlikte ilerlemek. Bata çıka da olsa beklememek hiçbir umudu ve seni ve onu kurtaracak gemiyi. . .

Aşkın umuda ihtiyacı yoktur ki zaten, umut aşktan doğar. Karşılaşılacak en kötüyü ve en iyiyi, sadece senin ve onun aşkı karşılar. Yoksa hiçbir umut yoktur, birlikte sevdalanmaktan başka…


ONCESISONRASI


Cevapla

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.