Sagopa
giy ateşten gömlekleri bir bir yansın üzerin!
Gök mavisi Toyotanın arkasına kurulmuştum.Yarışmanın yapılacağı havuza doğru gidiyorduk. Bu kez arabayı annem kullanıyordu, babam yanında oturuyordu. Benim yanımda ise abim vardı, o iri cüssesi ile her yeri kaplıyordu. Benim gibi sıska biri için şişmanlar tehlikelidir. Yerinize kastederler ve oracıkta otururlar. Annem kurallara uymayı sevdiği için her zamankinden biraz daha yavaş gidiyorduk. Bu yavaşlıktan ne ben ne de babam rahatsızdı. Babam fazla etrafla ilgilenmezdi, aklı ya geçmiştedir ya da gelecekle ilgili birşeyler düşünür. Benimse acelem yoktu, yarışlardan önce ne kadar başka şeylerle ilgilensem o kadar iyi geliyordu.
“Benim cd’mi takar mısın? Sagopa’yı dinlemek istiyorum.” dedim.
“Yarışlardan önce kafanın boş olması senin için daha iyi, sessizliği dinle.” dedi annem. Sanki biraz hızlanmış gibiydik. Abim biraz daha yayılmıştı koltuğa.
“Sagopa’nın ritmi kafamın içini boşaltıyor!” dedim. “Birazcık dinleseydik, belki iyi gelirdi.”
“İstersen klasik müzik açalım. O iyi gelebilir.”
“Hayır, hayır ben sessizliği tercih ederim.”
“Ben klasik müzik dinlemek istiyorum.” dedi abim.
“O zaman size Chopin dinleteyim. Bunu seveceksiniz.”
Havuza varana kadar yol boyunca Chopin dinledik. Bir de abimin kıkır kıkır gülmesini. Babam sanki arabanın içinde değildi. Hiç karışmadı olan bitene.
Sagopa Chopin’le nasıl kıyaslanır hiç anlamıyordum. Dönüş yolunda arabayı babam kullandı. Annemim neşesi yerindeydi. 50 metre serbestte birincilik ve 50 metre kelebekte ikincilik ona yeterdi.
“Emir Ali Chopin’in seni nasıl da olumlu etkilediğini görüyor musun?” dedi. “Önceliğimiz kurallara uymak sonra başarı kendiliğinden gelir.”
“Tekrar Chopin dinleyebilir miyiz?” dedi abim. Sanki biraz tereddüt içindeydi vucudu yayılmalı mıyım yoksa küçülmeli miyim arasında kalmıştı.
“Sen de istiyorsun değil mi?”
O anda bacaklarım karıncalandı sanki. Yüzmenin etkisinden olabilirdi. Biraz fazla zorlamıştım.
“Bacaklarım karıncalandı” dedim.
“Bu istemiyor mu demek!” dedi, “Biz de senin başarılarınla gurur duyuyoruz, neden bizimle paylaşmıyorsun bunu?”
Sagopa’yı dinleme şansımız olmayacaktı.
“Sen ne dinlemek istersin?”
Babam uykudan uyanıyordu, sanki hiç burda değildi de yeni gelmişti.
“Bilmem ki annenizin müzik seçimleri her zaman doğru olmuştur.”
“Bir değişiklik yapalım size biraz öncekinden farklı bir cd dinleteyim”. Annem havayı tam bulmuştu.
Gök mavisi Toyotanın içinde ilerliyorduk. Chopin çalmaya başlamıştı.
“Ama abim okulda arkadaşlarıyla hep sagopa dinliyor ve okulda hiç kimsenin chopin dinlediğini zannetmiyorum.” dedim. Hüsrana uğramıştım. Büyüklerin dünyasını anlayamıyordum. Kulağımı elimle kapattım.
“Hiç büyümeyecek bu çocuk baksana şunun yaptığına. Oğlum, niye dinlemek istemiyorsun. Bak ne güzel çalıyor!”
Bacaklarımdan sonra kafamın içi de karıncalanmaya başlamıştı. Çalan pianonun her notası kafamın içinde yankılanıyor ve hiç susmuyordu. Ses dönüp dolaşıp içeride daha da yükseliyordu. Büyümemiş olmaktan bıkmıştım. Ben abimden büyüktüm gene de küçük muamelesi görüyordum.
“Neden benim dediğim hiçbir şey olmuyor?”
“Senin için bütün aile yollara döküldük. Daha ne istiyorsun?”
Giderek babama benziyordum. Sustum. Susmak istemiyordum, kelimeler beni terkedip gitmişti. Boğazıma bir yumru oturdu ve orda kaldı. Ağlamak istemiyordum. Başım dönüyordu. Babamın bir şeyler mırıldandığını duydum.
” Bu kadar çelimsiz olmasına rağmen nasılda güçlü yüzdü!”
“Sen de çocuğu şımartma!”
Gözümden yaşlar süzülüyordu.















Sevgili Alican, öykünü büyük bir zevkle okudum. Yıllar sonra sizinle böyle güzel bir ortamda buluşmamıza çok sevindim.
Sevgiler…
hocam eğer bir ressamın adı michelangelo ile aynı paragrafta geçiyorsa bunla gurur duymalı.
yana yana olmak gercek mutluluk.
Yaristan sonra sen neler hissettiginden bahsetmelisin,memnunmuydun sonuctan?Kendinle gurur duyabildin mi peki?
Yas ilerledikce sessizlik cokuyor insanin ustune,nedenini anlamissin…Ne soylersen soyle herkes duymak istedigini duyuyor..