Mayısta

Gideceğim demiş miydin?
Buz kesmiş bir kışın ardından.
Yağan her yağmuru, her doluyu
Seyredip ıslak ıslak,
Devrilen ağaçların altında
Kalıp, ölmeden.
Gideceğim demiş miydin?
Baharı görmeden.

Mayıs güneşinde nasıl yanacağını bilmiyorum.
Nasıl güleceğini
Hiçbir yere sığmayan sümbüllerin arasında koşarken,
Kuşların bitmeyen ezgileriyle
Baharı nasıl duyacağını.
Bilmiyorum.
Gideceğim demiş miydin?
Baharı görmeden.

Bütün gece yanında yattım.
Ne pijamam vardı yanımda
Ne diş fırçam ne terlik.
Bütün bir gece yanında yattım,
Regulüs şahit.
Uyandığımda bir not vardı
Mezarının başucunda:
“Ölmemiş aşkları niye gömerler?”

Gideceğim demiş miydin?
Baharı görmeden,
Sıradan bir günün sabahında.


ONCESISONRASI


5 Yorum var

  1. HG

    “aşk” tohum olarak ekildiğinde bünyeye ve yeşerirken -yavaş veya hızlı farketmez- tatlı tatlı okşuyor bedeni ve ruhu, gıdıklıyor…hep öyle kalmasını sağlamak gerek belki de…zararsız ve saf…

  2. Leyla

    Korkma gömemez kimse ölmeden hiç bir aşkı
    Olsa olsa ince bir kat toprak serpiştirilir üstüne
    Bir damla yağmura bakar yeniden yeşermesi

    • alican

      aşkı bir tohuma benzetmek insanı rahatlatıyor daha çok kontrol etme şansın var eğer aşk koca bir kayın ağacıysa ve seni bile dışına atıyorsa resmin o zaman sorunlar başlıyor.

  3. “10 MAYIS”ta “ölmüş aşkları nereye gömerler?” diye sorarken, kabullenmişlik ve vazgeçmişlik vardı sesimde…
    Ama burada “ölmemiş aşkları niye gömerler?” sorusu beynimin çatından girdi ve aşk adına her zaman umut olduğunu bana bildirdi…

Cevapla

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.