Liman Kısım 1 – Bölüm 4

oda
Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin’e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı.

Bir an, Pelin’i fazlaca sert ittiğini düşündü. Ama bunu yargılayacak kadar bile zamanı yoktu. Deli gibi koşmaya başladı. Tek ümidi, arkasından gelenlerin aslında iki kişi olmadıklarını düşünmesiydi. Koşabildiğinden daha hızlı koşmaya çalışıyordu. Koştuğu sık ağaçlıklı alanda, zeminin düz olmaması yüzünden, zaman zaman yer ayağının altından yok oluyor, zaman zaman sanki bir merdivenin basamağında yükselmesini gerektiriyordu. Arkasında koşanlarında aynı şartlara sahip olduğunu düşünmek içini bir an olsun rahatlatıyordu ama, sesler yaklaştıkça bu rahatlamada kaybolmaya başlamıştı. Bir kaç dakikalık kovalamaca saatler gibi gelmeye başlamıştı Bora’ya. Bir an, ayağının bir şeye takıldığını farketti. Dengesini yitirdiğini anlayana kadar fazla önemsemedi bu durumu. Anladığındaysa artık bir çok şey için çok geçti, Ayaklarının, saçma sapan açılarla yere basmasına engel olamadı bir süre. Sonra tamamen dengesi yok oldu. Yer ona doğru yaklaşırken bileğinde büyük bir acı hissetti. Dizleri, göğü skafesi ve dirsekleri hemen peşinden bu acıya katıldılar. Yetişmişlerdi. Daha başını çeviremeden boynunda keskin, ince bir acı daha hissetti. Başına toplananlara bakmak için döndü. Hemen kabaca bir tahminle kaç kişi olduklarını saydı. Dünya gözlerine perde gibi inen karanlığın içinde yok olmadan önce, aklından son bir cümle geçti; “İyi, hepsi burda..”..

Koyu karanlıkta, bir an boğulacağını sanarak çıktı. Gözlerini açtığında, loş bir odada, elleri ve ayakları bağlı bir şekilde sandalyede otururken buldu kendini. Saçlarından gözlerine, yanaklarına damlayan suları, kafasını sertçe sağa sola bir kaç kere sallayarak biraz olsun durdurabildi. Hala canlı olduğuna göre, istediklerini bulamamışlardı. Yüzündeki ifadeye yansıtmadan için için sevindi bu duruma. Sevinci fazla sürmedi. Suratında olanca hızıyla patlayan bir tokata, sandalyeyle birlikte yere devirdi Bora’yı. “Daha, hiç bir şey söylemediler ki? Sormadılar ki?” diye düşünmesine bile fırsat kalmadan, midesine yediği tekmeyle acı içinde inledi. Kaç kişinin vurduğunu bile farkedemiyordu. İç güdüsel olarak gözlerini kapatıp sadece bekledi. Dünya, gözkapaklarının ardında tekrar yok olana dek..

****************************************
Geniş odasındaki masasına yavaşça oturdu Niko. Tam adıyla, Nikolai Ivanovich Dologushev. Bunca senedir çalışmışlığının, bunca senelik hizmetinin ödülüydü bu son verilen, oldukça basit iş. Bir an önce bu işi de bitirip artık emekli olmayı istiyordu. Bu güne kadar hiç bir işi yarım yada sonuçsuz bırakmamıştı. Son yıllarda epeyce kilo almış olmasına rağmen, yine de fiziğinin düzgünlüğü karizmasından hiç bir şey kaybettirmemişti. Hala içinde bulunduğu oluşumun en saygı duyulan, üst düzey yöneticilerinden biriydi. Ama artık yaşlandığını hissediyordu. Aldığı yeni yazlığın keyfini sürmek, karısıyla mutlu bir hayatın son günlerini yaşamak istiyordu.

Çalan telefona, yazlığının resimlerine gülümseyerek bakarken cevap verdi. Yüzündeki mutlu maske bir an için sıkılmış bir adamın ifadesine dönüştü. Aradıkları şeyi bulamamışlardı. Bora ellerindeydi ama, anladığı kadarıyla konuşturabilmek için biraz uğraşmaları gerekecekti.

Standart prosedürü uyguladı, karşı tarafta konuştuğu kişiye, konuşmadan ölmemesi gerektiğini anlattı. Tahmini, Kısa bir zaman içinde Bora’nın konuşacağı, gerisininde zaten çorap söküğü gibi geleceğiydi. Telefonu kapadı, yüzüne tekrar o mutlu maskeyi takarak keyif içinde eviyle ilgili hayallerini kurmaya devam etti.

*****************************************


ONCESISONRASI


3 Yorum var

  1. HG

    tuncay ne zaman yazarsa devamını o zaman…aslında güzel olan, henüz hikayenin sadece yayınlanmış bölümünün yazılmış olması ve yazarın da hikayenin geleceğini tam olarak bilmemesi…merakla bekliyoruz…

  2. pelin

    benim adım da pelin:)
    hikayeyi merakla takip ediyorum…devamı ne zaman?

    • Tuncay Gündüz

      Pelin hanım, hikayeyi okuyabilmeniz için sadece adınızın “Pelin” olması yeterli değil. Lütfen kendinize “Bora” adında bir arkadaş bulup tekrar gelin.. :D :D:D Beğeniniz için teşekkür ederim. Umarım bundan sonraki bölümler hem daha uzun hem konu açısından daha doyurucu olur..

Cevapla

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.