Fırında Mercimek
Bu gece hiç uyumayacağım, çünkü yeter artık bu kadarı da fazla! Gözümü bile kırpmayacağım…Bıktım artık rüyalarımı ele geçirmenden!
Lütfen artık düşlerimden çekip gider misin? Canıma tak ettin artık, her gece her gece…
Hani senin yumuşacık bir yüreğin vardı, teninden ziyade; şimdi neden bu işkenceler, “Gülden öte, Gülden ziyade“?
Kanatıyor dikenlerin, canımı hiç yakmadan tansiyonumu öldürüyorsun…
Sana pamuk helva alamayacağım, o saf çocuğu bırakmadın ki hayatta. Sana bir yaz bahçesinden dondurulmuş meyve bile toplayamam, yüreğimi kilitledin demir parmaklıklara, kılım kıpırdamaz…
Saat kaç?
-00:59
Zamanı bile değil şimdi bunlardan bahsetmenin ama, çeyizindeki tabak takımlarıyla mercimekli çorba içiyor musun, yoksa henüz bademli iç pilavı yapmayı da mı öğrenemedin?
Sahi biz seninle ilk ne zaman nerede hangi yemeği yapmıştık? Peki ben sana hiç fırında mercimek pişirdim mi?
Pişirmem mi, hem de kaç defa, her yerde, sanki her seferinde ilk kez deniyormuşum gibi…Şimdi uykum var…Ama asla uyuyamam…
Kapayınca gözlerimi, değişiyorsun…Sanki böyle sen hiç sen olmamışsın gibi, aklımdan yüreğimden geçen ve sırf ben öyle hatırlıyorum ve belki de bu hayalini seviyorum diye, sen dikensiz bir güle dönüşüp öyle giriveriyorsun koynuma…Sonra sabaha kadar…Hadi canım sen de; hiç dikensiz gül olur mu?!?
Kan ter içinde uyanamıyorum…Bıktım artık yüzümde aptal gülücüklerle uyanmaktan…Lütfen beni sadece rüyalarımda öpmeyi bırakır mısın? Gidip öpsene başkasını…Yap bunu benim için, dene bakalım başka bir dudağa kendi dudaklarınla dokunmayı…Ben denedim, olmadı…Aynı tat, aynı tuz, aynı ıslaklık bulaşmadı dilime…Aksine yandı dilim…Süt gibi leziz değildi başkaları…
Şimdi sütten yanan dilimi, annemin, ninemin dualarıyla üfleyip her sabah öyle salıveriyorum sokağa…Ne işe yarayacaksa!
Sevdin mi oğlum hem de çok? Sevdin…Bırakıp gitti mi seni? Gitti…Neye yarar artık dualar, nelerden korunmak için, yeni bir aşktan mı? Hadi şimdi hep birlikte okuyalım o zaman aynı geyik tesellisi mavalı: “Giden değildir asıl terkeden…Kalan terketmiştir aslında, giden de bu yüzden gitmiştir zaten…”
Ve bırakalım bu klişe bahaneleri!
Peki saat kaç?
-02:01
Hadi uyan artık bak yine rüya görüyorsun, üstün açık kalmış…















Ağlamak istiyorum !
Ve silmek gözümün yaşlarını ..
Teker Teker her anı unuttururcasına silmek
Yok etmek istiyorum
O derin gözyaşlarını…
Önce yerdeki su damlasıNA ardından GÖLE
Derken Denizlere, Okyanuslara karışsın
Öyle büyüsün ki içimdeki acı küçücük kalsın.
Ve Sen ! SEN yok ol içimde
Kaybol git gönlümden.
Yeniden doğmuş gibi
Yeniden sevenlere açayım kalbimi
Deli gibi severcesine….
Hiç yaşamadığım aşkı yaşatsın
Hayat bana
Ve Sen Yok Olmanın Acısını Yaşarken
Benim Umurumda Olma !
27.05.2009 /00:36
Meltem GİZİR
şairsin…
acı olan ne?