<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Su gibi Aşk, Hayal, Zaman... &#187; Tuncay Gündüz</title>
	<atom:link href="http://www.su-gibi.com/category/yazar/tuncaygunduz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.su-gibi.com</link>
	<description>aşk, hayal, zaman...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jul 2010 18:39:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Liman Kısım 1 &#8211; Bölüm 4</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 23:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2327</guid>
		<description><![CDATA[
Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin&#8217;e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı.
Bir an, Pelin&#8217;i fazlaca sert ittiğini düşündü. Ama bunu yargılayacak kadar bile zamanı yoktu. Deli gibi koşmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/oda.jpg" alt="oda" title="oda" width="288" height="400" class="alignleft size-full wp-image-2328" /><br />
Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin&#8217;e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı.</p>
<p>Bir an, Pelin&#8217;i fazlaca sert ittiğini düşündü. Ama bunu yargılayacak kadar bile zamanı yoktu. Deli gibi koşmaya başladı. Tek ümidi, arkasından gelenlerin aslında iki kişi olmadıklarını düşünmesiydi. Koşabildiğinden daha hızlı koşmaya çalışıyordu. Koştuğu sık ağaçlıklı alanda, zeminin düz olmaması yüzünden, zaman zaman yer ayağının altından yok oluyor, zaman zaman sanki bir merdivenin basamağında yükselmesini gerektiriyordu. Arkasında koşanlarında aynı şartlara sahip olduğunu düşünmek içini bir an olsun rahatlatıyordu ama,  sesler yaklaştıkça bu rahatlamada kaybolmaya başlamıştı. Bir kaç dakikalık kovalamaca saatler gibi gelmeye başlamıştı Bora&#8217;ya. Bir an, ayağının bir şeye takıldığını farketti. Dengesini yitirdiğini anlayana kadar fazla önemsemedi bu durumu. Anladığındaysa artık bir çok şey için çok geçti, Ayaklarının, saçma sapan açılarla yere basmasına engel olamadı bir süre. Sonra tamamen dengesi yok oldu. Yer ona doğru yaklaşırken bileğinde büyük bir acı hissetti. Dizleri, göğü skafesi ve dirsekleri hemen peşinden bu acıya katıldılar. Yetişmişlerdi. Daha başını çeviremeden boynunda keskin, ince bir acı daha hissetti. Başına toplananlara bakmak için döndü. Hemen kabaca bir tahminle kaç kişi olduklarını saydı.  Dünya gözlerine perde gibi inen karanlığın içinde yok olmadan önce, aklından son bir cümle geçti; &#8220;İyi, hepsi burda..&#8221;..</p>
<p>Koyu karanlıkta, bir an boğulacağını sanarak çıktı. Gözlerini açtığında, loş bir odada, elleri ve ayakları bağlı bir şekilde sandalyede otururken buldu kendini. Saçlarından gözlerine, yanaklarına damlayan suları, kafasını sertçe sağa sola bir kaç kere sallayarak biraz olsun durdurabildi. Hala canlı olduğuna göre, istediklerini bulamamışlardı. Yüzündeki ifadeye yansıtmadan için için sevindi bu duruma. Sevinci fazla sürmedi. Suratında olanca hızıyla patlayan bir tokata, sandalyeyle birlikte yere devirdi Bora&#8217;yı. &#8220;Daha, hiç bir şey söylemediler ki?  Sormadılar ki?&#8221; diye düşünmesine bile fırsat kalmadan, midesine yediği tekmeyle acı içinde inledi. Kaç kişinin vurduğunu bile farkedemiyordu. İç güdüsel olarak gözlerini kapatıp sadece bekledi. Dünya, gözkapaklarının ardında tekrar yok olana dek..</p>
<p>****************************************<br />
Geniş odasındaki masasına yavaşça oturdu Niko. Tam adıyla, Nikolai Ivanovich Dologushev. Bunca senedir çalışmışlığının, bunca senelik hizmetinin ödülüydü bu son verilen, oldukça basit iş. Bir an önce bu işi de bitirip artık emekli olmayı istiyordu. Bu güne kadar hiç bir işi yarım yada sonuçsuz bırakmamıştı. Son yıllarda epeyce kilo almış olmasına rağmen, yine de fiziğinin düzgünlüğü karizmasından hiç bir şey kaybettirmemişti. Hala içinde bulunduğu oluşumun en saygı duyulan, üst düzey yöneticilerinden biriydi. Ama artık yaşlandığını hissediyordu. Aldığı yeni yazlığın keyfini sürmek, karısıyla mutlu bir hayatın son günlerini yaşamak istiyordu. </p>
<p>Çalan telefona, yazlığının resimlerine gülümseyerek bakarken cevap verdi. Yüzündeki mutlu maske bir an için sıkılmış bir adamın ifadesine dönüştü. Aradıkları şeyi bulamamışlardı. Bora ellerindeydi ama, anladığı kadarıyla konuşturabilmek için biraz uğraşmaları gerekecekti. </p>
<p>Standart prosedürü uyguladı, karşı tarafta konuştuğu kişiye, konuşmadan ölmemesi gerektiğini anlattı. Tahmini, Kısa bir zaman içinde Bora&#8217;nın konuşacağı, gerisininde zaten çorap söküğü gibi geleceğiydi. Telefonu kapadı, yüzüne tekrar o mutlu maskeyi takarak keyif içinde eviyle ilgili hayallerini kurmaya devam etti.</p>
<p>*****************************************</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1 &#8211; Bölüm 3</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 21:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2324</guid>
		<description><![CDATA[
Annesi &#8220;Nerdesin sen? Çekip gittin?&#8221; diye bağırdı, kavrulmaya başlamış soğan kokularıyla birlikte mutfaktan. Kapıyı sanki birinden, birinin duymasından korkarmışçasına kapattı Pelin. 
-&#8221;Geldim işte anne.&#8221;
-&#8221;Gelmeseydin?&#8221;
-&#8221;Anne.. Tamam..&#8221;
Evin bütün odalarına uzanan dar koridorda, yeri tamamen kaplayan halının üzerine yumuşak adımlarla basa basa, mümkün olduğu kadar daha fazla dikkat çekmeme çabasıyla yürüyerek odasına girdi. Aynı yavaşlıkta kapattı kapıyı. Şaşkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/uyku-300x225.jpg" alt="uyku" title="uyku" width="300" height="225" class="alignright size-medium wp-image-2325" /></p>
<p>Annesi &#8220;Nerdesin sen? Çekip gittin?&#8221; diye bağırdı, kavrulmaya başlamış soğan kokularıyla birlikte mutfaktan. Kapıyı sanki birinden, birinin duymasından korkarmışçasına kapattı Pelin. </p>
<p>-&#8221;Geldim işte anne.&#8221;<br />
-&#8221;Gelmeseydin?&#8221;<br />
-&#8221;Anne.. Tamam..&#8221;</p>
<p>Evin bütün odalarına uzanan dar koridorda, yeri tamamen kaplayan halının üzerine yumuşak adımlarla basa basa, mümkün olduğu kadar daha fazla dikkat çekmeme çabasıyla yürüyerek odasına girdi. Aynı yavaşlıkta kapattı kapıyı. Şaşkın ve yorgun bir halde yatağına oturdu. Hayatında hiç bir zaman, bu kadar kısa sürede beyninin bu kadar karıştığı olmamıştı. Daha liseye başlamadan, bütün birliktelikleri, bir çay bahçesinde elini tutmak olan sözde sevgilisi bile bu kadar fırtına yaratmamıştı.. Adını hatırlamaya çalıştı bir kaç saniye.. Yüzü beyninin kıvrımlarıydaydı, hani &#8220;çiz&#8221; deseler çizebilirdi ama.. Adını hatırlayamadı. Sıyrıldı düşüncelerinden. Sıkmaktan elini terleten kapsüle, odasının parlak ışığında tekrar dikkatlice baktı, kaçırmış olabileceği bir şey var mı diye. Hiç bir şey bulamayınca fazla hayal kırıklığıa uğramadı. Çanta, hala koltuğunun altındaydı. Elinden kapsülü bırakmadan, çantayı düzgün bir şekilde yatağa koydu. Çantanın tutma yerinin hemen altında kalan tek şifrenin doğru olması için dua etti. Kilidin düğmesini yana çekerken birbirine sürten metal sesini duydu hafifçe. Ama sadece o kadar.. Açılmamıştı. Sonraki yarım saat üç haneli şifrenin basit kombinasyonlarını denemekle geçirdi. &#8220;Tık..&#8221; Açılmıştı.. 982. Nasıl akıl edemediğine kızdı. 982.. Bora&#8217;nın doğum tarihi.. Yavaşça kaldırdı çantanın kapağını. Çanta dökülecek kadar parayla doluydu. Fazla şaşırmadı nedense.. &#8220;Buraya kadar güzel.. &#8221; dedi içinden. &#8220;Bir çanta dolusu para, bir adet ne olduğu bilinmez metal kapsül, Kahire, ve.. ve.. Bir an haırlayamayacağını düşündüğü isim için soğuk soğuk terlediğini hissetti. vee. Profesör Runihura&#8230; Derin bir oh çekti.. El-Ezher üniversitesi, Profesör Runihura. Buraya kadar güzeldi ama, bundan sonrasını nasıl çözmeliydi? </p>
<p>Fazla dikkatlice izlenmediği halde onlara sürekli bir şeyler anlatan televizyondaki spikerin önünde, her zamanki sıralamayla oturarak yediler yemeklerini. Pelin&#8217;e çokta önemli gelmeyen bir takım günlük şeylerden bahsettiler. Babası, yemeğini bitirip, her zamanki gibi televizyonun karşısındaki koltuğuna oturdu. Sofra toplandı, annesi mutfakta bir şeylerin yerini düzeltmeye başladı. Pelin, neyi nasıl yapacağını bir türlü bilememenin verdiği gerginlikle farkında olmadan banyoda buldu kendisini. &#8220;Bir duş iyi gelebilir, hazır gelmişken..&#8221; diye düşündü. Saatlerdir ilk defa gülümsetmişti bu durum onu. </p>
<p>Kendine pek yakıştıramasa da oldukça güzeldi. Bu yüzden, daha liseye başlamadan erkekler etrafında pervane olmaya başlamışlardı. Üniversiteyi bir yıllık gecikmeyle bitirdiğinde, kendi kabul etmese de, yolda yürürken görenlerin dönüp bakacağı kadar dikkat çeken bir kadın olmuştu. Okul hayatı çok parlak geçmese de, yine de her zaman üst sıralarda yer bulmuştu kendine. </p>
<p>Duşa girmeden önce, lavabo aynasında, vücudunda en beğendiği yer olan gözlerini inceledi. Kaşlarını biraz sağa sola çekiştirdi. Artık yavaş yavaş, içten içe beğenmeye başlıyordu kendini. Suyu ayarlayıp duşa girdi. Saçlarından başlayıp topuklarına kadar süzülen suyun altında gözlerini kapatıp, beynin boşaltmaya çalıştı. İyi gelmişti ılık su. Rahatladığını hissetti. Bornozunu giyip odasına geçtiğinde, biraz önce duşta bıraktığını sandığı düşünceler yine kafasını kemirmeye başlamıştı. İşlemler bir haftaya yakın sürerdi. Ailesine nasıl açıklayacağını düşündü. Yastığına kafasını koyduktan sonra bir süre buna dair planlar yaptı. Böyle bir günün yorgunluğundan ve suyun verdiği rahatlıktan kopamadı.. Kısa süre sonra uykuya dalmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1- Bölüm 2</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2318</guid>
		<description><![CDATA[
Karanlık, dar bir tüneldi Pelin&#8217;in anlayabildiği kadarıyla. Eğilerek güçlükle ilerliyorlardı. Bora elini tutmasa, bu kör karanlıkta bir adım atamayacağını hissetti Pelin. Bora önünde büyük bir alışkanlıkla ve hızla ilerliyordu. Eğilmiş vaziyette ördek adımlarıyla koşarken, bir kaç kez tökezledi Pelin. Sonsuz gibi gelen bir kaç dakikadan sonra, hayal meyal görünen bir aydınlığı buldular. Otlarla örtülmüş dar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/mistik-liman-300x207.jpg" alt="mistik-liman" title="mistik-liman" width="300" height="207" class="alignright size-medium wp-image-2322" /></p>
<p>Karanlık, dar bir tüneldi Pelin&#8217;in anlayabildiği kadarıyla. Eğilerek güçlükle ilerliyorlardı. Bora elini tutmasa, bu kör karanlıkta bir adım atamayacağını hissetti Pelin. Bora önünde büyük bir alışkanlıkla ve hızla ilerliyordu. Eğilmiş vaziyette ördek adımlarıyla koşarken, bir kaç kez tökezledi Pelin. Sonsuz gibi gelen bir kaç dakikadan sonra, hayal meyal görünen bir aydınlığı buldular. Otlarla örtülmüş dar kapıdan çıktıklarında, artık kararmış olan hava bile aydınlık geldi Pelin&#8217;e. Bora&#8217;nın tedirginliğini gözlerinden okudu Pelin. Bu güne kadar hiç böylesine tedirgin görmemişti. Dışarıdaki soğuk havadan daha farklı bir şekilde içinin ürperdiğini hissetti. Bora, Pelin&#8217;in hissettiği tedirginliği artan bir şekilde sürdürerek, kısa bir zaman, hızlı hareketlerle etrafı kolaçan etti. Cebinden, kalem kapağı büyüklüğünde parlak bir kapsül çıkartıp, Pelin&#8217;in avcuna koydu. </p>
<p>- &#8220;Çok özür dilerim.&#8221; dedi, hala tedirgin gözlerle etrafa bakarken fısldayarak. &#8220;Çok özür dilerim.&#8221;. &#8220;Bunu al ve bir an önce Khire&#8217;ye gidip El-Ezher üniversitesinden Profesör Runihura&#8217;yı bul. Otların dibindeki çantayı kullan.&#8221;</p>
<p>Dili tutuldu sanki Pelin&#8217;in. &#8220;Neden?&#8221; diyecek zamanı bile bulamadan Bora sert bir hareketle onu çıktıkları kapının hemen yanındaki yüksek otlarla kaplanmış alana iterek ordan uzaklaşmaya başladı. Çalıların, aslında göründüğünden yüksek olduğunu, bir çukurdan çıktıklarını, ancak oraya düşünce anladı Pelin. Dirseğini ve dizini yuvarlanırken sertçe toprağa çarpmıştı. Tam bildiği en sunturlu küfürü saurarak ayağa kalkacakken, çıktıkları dleikten, birilerinin daha aceleyle çıkıp artık gözden kaybolmak üzere olan Bora&#8217;nın peşinden koştuklarını gördü. </p>
<p>Bir kaç dakika içinde her şey bitti. Sessizlik sardı her yeri. Sadece uzaktan geçen arabaların  ve insanların sesleri duyuluyordu. Dirseğinin ve dizinin acısını çoktan unutmuştu Pelin. Kafası karmakarışık olmuştu. Aklından geçen binlerce şeyden bir anda sıyrıldı. Ne olduğunu anlamaya çalıştı ama avcunun içindeki kapsülden ve Bora&#8217;nın söylediklerinden başka hiç bir bilgisi yoktu. Unutmamak için farkında olmadan tekrarladı isimleri. &#8220;El-Ezher, Profesör Runihura.. El-Ezher, Profesör Runihura..&#8221; Bir kaç kez tekrarlayınca kendi kendine güldü. Bakkala giderken kendine söylenenleri unutmamaya çalışan çocuklara benzetti kendini&#8230; </p>
<p>Uzaktaki park lambasının oraya kadar uzanan loş ışığında avcunu açıp kapsüle bakmak ancak aklına geldi.  Tek parça, açılacak yeri olmayan, metal kapsül, büyücek bir ilaç kapsülünün sanki abartılı reklam kopyası gibiydi. Bir iz, bir işaret görmek için biraz daha yukarı tutup, sağa sola çevirdi kapsülü ama üzerinde bilgi olabilecek hiç bir şey yoktu. Ne demişti Bora? &#8220;Otların dibindeki çantayı kullan.&#8221; </p>
<p>O &#8220;otlar&#8221;ın ancak şimdi bulunduğu yerdeki otlar olabileceği gibi, aslında kendisinin de pek inanamadığı bir çözüme ulaştı. İnanmadığı çözümün doğru olduğunu anlaması uzun sürmedi. Oturduğu yerin biraz yanında, otlara biraz daha fazla gömülmüş küçük bir metal çanta vardı. Çantanın soğuk demir çerçevesine dokunduğunda bir ürperdi. Sanki hala birileri onu görecekmiş, duyacakmış endişesi taşıyarak çantayı yavaşça kendine çekti. Üzerinde tek kilit olan çantayı inceledi. Basit, makyaj çantasından biraz daha büyükçe, ama sağlam olduğu her halinden belli metal kutuyu koltuğunun altına alıp, Bora&#8217;nın verdiği kapsülü sıkıca avucunda tutarak otların arasında çıktı. Hızlı ve tedirgin adımlarla evine doğru ilerlemeye başladı&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk, Kavuşamamışlığın, Ulaşılamamışlığın Özlemidir&#8230;</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/ask-kavusamamisligin-ulasilamamisligin-ozlemidir/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/ask-kavusamamisligin-ulasilamamisligin-ozlemidir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 19:50:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2187</guid>
		<description><![CDATA[ 

Bize bu güne kadar anlatılan büyük aşkların, büyük aşk hikayelerinin tamamında ya aşıklar kavuşamazlar, ya da sayfalarca yazılan kavuşma hikayesinin arkasından &#8220;Ve kırk gün kırk gece düğün yapıp evlendiler.. Bir sürü çocukları oldu.. Ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşadılar..&#8221; gibi tek satırlık bir cümle ekleyip hikayeyi bitirirler..
Aslında dünyadaki tüm canlıların temel içgüdüsü üremektir.. Bütün hikaye burdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
<img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/ask-oldu.jpg" alt="ask-oldu" title="ask-oldu" width="350" height="352" class="alignright size-full wp-image-2197" /></p>
<p style="text-align: justify;">Bize bu güne kadar anlatılan büyük aşkların, büyük aşk hikayelerinin tamamında ya aşıklar kavuşamazlar, ya da sayfalarca yazılan kavuşma hikayesinin arkasından &#8220;Ve kırk gün kırk gece düğün yapıp evlendiler.. Bir sürü çocukları oldu.. Ömürlerinin sonuna kadar mutlu yaşadılar..&#8221; gibi tek satırlık bir cümle ekleyip hikayeyi bitirirler..</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında dünyadaki tüm canlıların temel içgüdüsü üremektir.. Bütün hikaye burdan kaynaklanır. Erkekle kadının ayrıldığı en önemli nokta, erkeğin, döllemeye, kadının üremeye programlı olmasıdır. Doğal olarak erkek seçici değildir. Erkek için kalite değil, adet önemlidir. Ne kadar çok dağıtırsa, o kadar görevini yerine getirmiş olacaktır.. Bu yüzden fiziksel olarak yeterli olduğu sürece görevini yerine getirmek üzere programlanmıştır.. Tam tersine, kadın üremenin kalitesinden sorumludur. Seçicilik onun görevidir. Soyunu olabilecek en kaliteli şekilde sürdürmek içgüdüsel programının en önemli ilkesidir. Erkeğin tersine, kadın, görevini tamamlayana kadar &#8220;afet&#8221;, &#8220;ateşli&#8221;, &#8220;baştan çıkaran&#8221; ken, seçiciliğini bitirip, üreme görevini yerine getirdikten sonra bildiğimiz, nispeten artık &#8220;soğumuş&#8221; ev kadını rolünü üstlenir.. Ara bilgi olarak, yine bu seçme ve seçilme pozisyonları gereği, dünyada erkek ve kadın sayısı ne kadar eşit olursa olsun, her zaman &#8220;bir&#8221; kadının etrafında &#8220;bir sürü&#8221; erkek vardır..</p>
<p style="text-align: justify;">Buraya kadar bir sorun yok sanırım?<br />
Olmadığını farzederek devam ediyorum..
</p>
<p style="text-align: justify;">Dedim ya, bütün hikayeler bize aşıklar kavuşana ya da kavuşamayana kadar anlatıldı.. Anlatılıyor.. Bu durumun sonrası hiç yok..</p>
<p style="text-align: justify;">Biz bir bakalım sonrası nasıl gelişebilir..</p>
<p style="text-align: justify;">Önümüzdeki iki ihtimalden bir tanesi kavuşamamak.. Eğer kavuşamamışlarsa,&#8221;AŞK&#8221; tanımı zaten benim &#8220;ulaşılamamış&#8221; , &#8220;kavuşulamamış&#8221; teorimin içinde kalır.. Ki, dilden dile, nesilden nesile hikayesi anlatılır durur..</p>
<p style="text-align: justify;">Öbür taraftan kavuştuklarını düşünelim.. Örneğimizde Ferhat&#8217;la Şirin olsun.. Mesela Ferhat dağları delmiş, Şirin&#8217;e kavuşmuş olsun.. Mutluluk had safhada.. Düğün dernek yapılıp, sevgililer everildikten sonra.. Fazla değil.. Beş sene ileri gidelim..</p>
<p style="text-align: justify;">Geçen beş senede Şirin, Ferhat&#8217;ına üç çocuk vermiştir. Vermiştir ama, Şirin, daha 22 yaşında üç çocuk sahibi olurken, öncelikle fiziksel olarak Ferhat&#8217;ın gözlerini döndüren özelliklerini bir daha geri gelmemecesine kaybetmiştir. Sadece bununla kalsa iyi.. Üç çocuktan sonra zaten içgüdüsel üreme misyonunu yerine getirmiş bir kadın olarak cinsel isteğide eskisi kadar fazla değildir. Tüm bunlara ek olarak, üç çocuk ve evin tüm sorumluluğu üzerine binmiş, bu yüzden, eski gözlerinin içi gülen Şirin gitmiş, yerine sinirli, genellikle asık suratli bir kadın gelmiştir. Ferhat&#8217;ın artık sadece mecbur kaldıkça koynuna girdiğinin farkındadır.. Ve bu yüzden, değil Ferhat&#8217;la birikte olmak, Ferhat&#8217;ın ona dokunmasından bile nefret etmektedir. Ferhat, sadece eve yemek getirmekte, çocuklarla da oyun oynamanın ve onları sevmenin dışında fazla ilgilenmemektedir. Zaten arkadaşlarıyla ava gittiklerinde, bir aydan önce de dönmemektedir. Üreme misyonunu tamamlamış Şirin&#8217;in aksine, Ferhat 27 yaşında, daha misyonunu tamamlama devresinin yarısına bile gelmemiş bir civandır.<br />
Şirin&#8217;i hala sevmektedir ama.. Şirin artık eski Şirin değildir.. Olsa bile, Ferhat&#8217;ın içgüdüsel misyonu, dağıtmaya programlıdır. Üstelik obanın en güzel genç kızlarından biri de fena halde yanıktır Ferhat&#8217;a. Gözgöze her geldiklerinde Ferhat&#8217;ta bunu anlamaktadır. Artık, evdeki, her santimini ezberlediği, karşılıklı kurdukları beşinci cümleden itibaren dozun kavgaya dönüştüğü kadınla, gözleri pırıl pırıl parlayan, dipdiri, keşfedilmemiş, cıvıl cıvıl oba güzelini sık sık kafasında kıyaslar hale gelmiştir. Aslında Şirin de farklı değildir. Mesela yan çadırdaki Sarı Gelin&#8217;in kocası, karısının üzerine titremektedir.. Hatta öbür yandaki çadırda yaşayan Nefise&#8217;nin kocası da öyledir. Tabii ki aslında değildir. Ama birbirleriyle konuşurken doğruları değil, insanların duyunca kıskanacaklarını düşündükleri cümleleri seçmektedirler.. Sonra hepsi de yalnız kaldığında bu konuşmaları değerlendirmekte, kendi söylediklerinin yalan olduğunu zaten bilmekte, ama komşularının kendisine yalan söylemediğini varsayarak hayıflanmaktadırlar.
</p>
<p style="text-align: justify;">Sonuç itibariyle, Ferhat&#8217;la Şirin, o delicesine, uğruna dağlar delinen aşkı, yarısı yenmiş, yarısı daha sonra yenmek üzere bir kenara bırakılmış kıymalı pideye çevirmişlerdir. Hala birbirlerini sevmekte, yada alışkanlıklarını sürdürmekte, ama artık o ateşi yakalamaktan çok uzakta durmaktadırlar. İlişkilerinin boyutu, &#8220;çocuklarımın annesi&#8221; ve &#8220;evimin direği&#8221; modelini almıştır artık.. Öbür tarafta, Ferhat, içgüdüsel olarak obanın güzeli çıtır tarafından seçildiğinin farkındadır ve o çıtırın gözlerinden geçen ateş, yüreğinin bir kenarını tutuşturmaya başlamıştır bile..</p>
<p style="text-align: justify;">Ferhat&#8217;la Şirin&#8217;in dağ deldiren aşkları, yarım pide kıvamına gelmiştir ya artık.. Ya çok aç olunduğu zamanlarda bir diş alınacaktır, ya da bir zaman sonra küflenirse çöpü boylayacaktır.. Bir ihtimal de, Ferhat&#8217;ın ya da Şirin&#8217;in, birbirlerinden gizli, fırından taze çıkmış lahmacun yemeleridir. Bu durum birbirlerinden gizli kaldığı sürece problem olmayacaktır.. Ama herhangi biri ortaya çıkarsa, pide anında çöpe atılacak, bundan sonra hep lahmacun yenmeye başlanacaktır.. Ta ki, birisi burunlarının dibine fırından yeni çıkmış güveç dayayana kadar..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kadar yazıdan sonra.. Ben aşkı bir yerlerde düşürdüm galiba? Tuh..<br />
Çok dikkatsizim.. Bulamıyorum bir türlü. <img src='http://www.su-gibi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  <img src='http://www.su-gibi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  <img src='http://www.su-gibi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  <img src='http://www.su-gibi.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/ask-kavusamamisligin-ulasilamamisligin-ozlemidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1-Bölüm 1</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-1/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 15:27:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2178</guid>
		<description><![CDATA[
Ağlamaklı bir sesle
- Ben gidiyorum.. dedi annesine.. 
&#8220;Ben gidiyorum anne..&#8221; dese son kelimede hıçkırıklarına engel olamayacağının farkındaydı.. Kapıyı kapatırken bir yandan da aceleyle monutunu giymeye çabalıyordu.. Kapı biraz sertçe kapandı bu yüzden.. Umursamadı.. Şu an dünya umurunda değildi zaten.. 
Apartmanın dışına çıkınca yüzüne vuran kış serini hava iyi geldi.. Biraz yürüyünce kendine gelir gibi oldu.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p>Ağlamaklı bir sesle<br />
- Ben gidiyorum.. dedi annesine.. </p>
<p>&#8220;Ben gidiyorum anne..&#8221; dese son kelimede hıçkırıklarına engel olamayacağının farkındaydı.. Kapıyı kapatırken bir yandan da aceleyle monutunu giymeye çabalıyordu.. Kapı biraz sertçe kapandı bu yüzden.. Umursamadı.. Şu an dünya umurunda değildi zaten.. </p>
<p>Apartmanın dışına çıkınca yüzüne vuran kış serini hava iyi geldi.. Biraz yürüyünce kendine gelir gibi oldu.. &#8220;Biterse bitsin&#8221; di.. Zaten birlikte olmaya başladıkları günden beri hiç mutlu olmamıştı ki? İlişkinin sıkıntı, sabır ve özveri kısmı hep kendine düşmüştü.. Yine de birilerine anlatmalıydı bunu.. Yoksa içindeki nefret her an patlamaya hazır bomba gibiydi..  </p>
<p>Cebinden çıkarttığı telefonu karıştırmaya başladı.. Öğleden sonranın saat ikisinde kim ona vakit ayırabilirdi acaba.. Zaten bunları anlatabileceği hepi topu üç yada dört arkadaşı vardı.. Diğer üç kızı nedense hemen eledi.. Çevirdiği telefon Bora&#8217;nındı.. Bu hafta izinliydi ve bütün iznini evde oturarak değerlendireceğini söylemişti. Bundan da önemlisi, uzun yıllara dayanan bir arkadaşlıkları vardı.. Birbirlerinin hayatını en ince ayrıntısına kadar bilirlerdi.. Kimle çıkılmış, kimle kavga edilmiş hatta kimle yatılmış..  </p>
<p>Bora&#8217;nın uykulu sesi cevap verdi telefonuna.. </p>
<p>- Selam güzelim..<br />
- Selam.. N&#8217;aber?<br />
- İyi.. Evde pinekliyorum..  Sen nasılsın?<br />
- Bilmiyorum..<br />
- Bilmiyorum??? N&#8217;ooldu?<br />
- Ya.. Müsait misin? Gelebilir miyim?<br />
- Tabii ki gelebilirsin.. Çay?<br />
- Evet.. Lütfen..</p>
<p>Pelin telefonu kapatırken böyle bir dostu olduğu için şanslı olduğunu düşündü.. Biraz olsun rahatlamıştı.. Sırtını dayayabileceği, içinde patlayan volkanın lavlarını dökebileceği bir yürek vardı elinde.. Adımlarını biraz daha hızlandırdı.. </p>
<p>****************************************************************</p>
<p>Belli ki duştan yeni çıkmıştı Bora, kapıyı açtığında.. Saçları hala ıslak görünüyordu..<br />
- Hoşgeldin..<br />
- Hoşbulduk..<br />
Pelin içeri girdikten sonra kapattılar kapıyı.. Sanki kendi eviymiş gibi alışıktı Pelin bu eve.. Montunu ve ayakkabılarını çıkarttıktan salona doğru giden Bora&#8217;yı takip etti Pelin.. Eski ve az eşyası olan salon her zaman rahat gelmişti&#8230; </p>
<p>- Sen otur, ben çayları getiririm.. Dedi Bora..<br />
İkinci elden alınma çekyata, televizyonun karşısına oturdu Pelin..  Elinde iki fincay çayla geldi Bora.. Fincanları, önlerine çektiği zigon sehpaya bıraktı.. Yerde duran müzik setine ulaşıp, hafif bir müzik açtı.. Pelin&#8217;in yanına oturdu..  </p>
<p>-Anlat bakalım.. </p>
<p>Sinir ve öfkeyle başladı anlatmaya Pelin.. Susmaksızın, içindeki öfkeyi bir türlü atamadığını açıkça belli eder şekilde iki, üç saatten fazla anlattı.. Kelimeleri tüketmeye, içindeki ateşi yavaş yavaş söndürmeye başladığında, artık anlatacak şey kalmadığını farketmeye başladığında, Bora&#8217;nın, duyduğu kelimelere göre, bazen merakla bazen üzüntüyle onu dinlediğini  ama tek bir kelime bile etmediğini farketti.. </p>
<p>Rahatlamış olmanın verdiği sakinlikle,<br />
- İşte böyle&#8230; dedi gülümseyerek..<br />
- Üzüldüm.. Ama en iyisi olmuş.. Baştan beri uyuşamadığınızın farkındaydım.. Dedi Bora..</p>
<p>Pelin,<br />
- Haklısın.. Uyuşamıyorduk zaten.. Diyemedi.. Son kelimenin yarısı bitmeden, nerden, nasıl geldiğini kendinin bile anlamadığı hıçkırıklara boğuldu.. Gözlerinden akan yaşlar, hıçkırıklara sarılıp yağmur oldu yanaklarına.. Yanına yanaşıp, sıkıca sarılan Bora&#8217;nın kollarına bıraktı kendini.. Başını yasladığı omuz, sırtını okşayan eller &#8220;Sakin ol.. Burası dost bir liman&#8221; diyordu sanki.. Göz pınarları su vermez olana kadar ağladı Pelin..  Kararmaya başlayan havanın büyüsünü Bora&#8217;nın çalan telefonu bozdu. Kollarını açıp, Pelin&#8217;den ayrılarak telefonuna baktı Bora. Tedirgin bir ifadeyle açtı telefonu.</p>
<p>-Efendim?<br />
-&#8230;.<br />
-Emin misin?<br />
-&#8230;.<br />
-İyi kontrol edilmiş mi?<br />
-&#8230;</p>
<p>Büyük bir gürültü çıktı kırıldığı anlaşılan evin kapısından. Bir anda Bora&#8217;nın elini tutması, bir an sonra salondan çıkıp arka odaya koşmaları, olması güç bir rüya gibiydi. Hiç sesini çıkartamadı Pelin. Bora dolabı itince, yatak odasında, daha önce görmediği, varlığını bile bilmediği karanlık, rutubet kokan bir geçide girdiler nefes nefese.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın-Erkek</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/kadin-erkek/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/kadin-erkek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 14:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=1228</guid>
		<description><![CDATA[Hani yumurtadan çıkartamadığımız tavuk mevzusu vardır ya.. Kadın-Erkek (Yazının bundan sonrasında &#8220;Kadın-Erkek&#8221; tanımı &#8220;ÇÖ&#8221; olarak kullanılacaktır.) karşılaştırmaları da biraz böyle sanki.
 
Yüzyıllardır tartışıldığı halde hala kim haklı, kim haksız, haklı ya da haksız var mı? sorularının cevabı bulunamamış olmakla birlikte, cevabı sürekli araştırılmakta olan, nerdeyse tüm dünyada yapılan araştırmaların toplamından fazla fazla zaman harcanan tek konu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Hani yumurtadan çıkartamadığımız tavuk mevzusu vardır ya.. Kadın-Erkek (Yazının bundan sonrasında &#8220;Kadın-Erkek&#8221; tanımı &#8220;ÇÖ&#8221; olarak kullanılacaktır.) karşılaştırmaları da biraz böyle sanki.</span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Yüzyıllardır tartışıldığı halde hala kim haklı, kim haksız, haklı ya da haksız var mı? sorularının cevabı bulunamamış olmakla birlikte, cevabı sürekli araştırılmakta olan, nerdeyse tüm dünyada yapılan araştırmaların toplamından fazla fazla zaman harcanan tek konu sanırım ÇÖ mevzusu. </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Standart Türk erkeği olarak, bilmediğim konu, anlamadığım mevzu ve de yapamayacağım iş olmadığından, bu konuyu da şuracıkta sizin için iki dakikada çözeyim.</span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Öncelikle biraz geçmişe gidelim.. Takalım kasetimizi.. Saralım geriye.. evvveeeettt.. yok, burada daha toz bulutu sıkışıyo.. biraz ileri.. balıklar, sürüngenler.. biraz daha alalım ileriye.. hah.. tamam.. duralım burada.. İşte iki ilkel insan.. Sakallı olanı, sakalsız olanının saçlarından tutmuş sürüklüyo.. Fakat bi gariplik var? Sakalsız olan saçlarından çekilip sürüklendiği halde, çok da şikayetçi değilmiş gibi sanki? Mağaraya girdiler? &#8230;&#8230; Çıktılar? Gözler süzülmüş, dudak uçları yukarı doğru hafif bir kıvrım almış? Aslında dişi olanı çok mutlu görünmüyor.. E tabi.. Saçından sürüklendi.. Neredeyse tecavüz edildi.. Nasıl mutlu olsun.. Hmmm.. Demek ki kadın kısmına sert yapmamak lazım.. Biraz daha ileri alalım.. Taş devrini de geçelim.. Tamam.. burası iyi.. Fransa galiba.. En az bin tane mum yanıyor ama kim erkek kim kadın anlaşılmıyo ki? Herkes peruk takmış. Şuradaki bıyıklı olan erkek herhalde.. Adam çok kibar davranıyo kadına.. Dans etmekteler ama aralarında yaklaşık bir metre mesafe var.. Kadının eteğinden yanaşamıyo ki eleman.. Burası bir sarayın balo salonu sanırım. Dans etmeyi bıraktılar.. Merdivenlerden yukarı çıktılar.. Bir odaya girdiler.. Yatak odası.. Aman.. N&#8217;apıyo.. Kadını fırlattı attı yatağa.. Biraz önceki kibar eleman bu değil mi yoksa? Kadının üstüne atladı resmen.. Yuh.. Aman Aman.. Yavaş be kardeşim. Fakat? Kadın bu durumdan pek şikayetçi değil gibi? &#8230;&#8230;.. Yan yana yatakta yatmaktalar.. Gözler süzülmüş, dudak uçları yukarı doğru hafif bir açı yapmış.. Allah allaahh.. Bu kadın da çok mutlu görünmüyo gibi..Hmmm.. Demek ki, kadın kısmına daha kibar davranmalı.. Biraz daha ileri alalım.. Sar.. sar.. Bunlar kim? Çiçek çocuklar? Haa.. Savaşma seviş modu.. E bunlar üç kişi? Neyse alma geri.. Bitmiş işte.. Yan yana yatıyolar.. Gözler süzülmüş, dudak uçları yukarı doğru hafif bir açı yapmış.. Eh be kardeşim.. Bu dişi de mutlu değil?? Biraz daha ileri alalım.. ilerle ilerle.. Oooo.. Güzel bina.. Erkek elinde çantası, dışarı çıkıyo.. Kadın da elinde çantası dışarı çıkıyo.. İkisi de çok şık giyinmiş.. Adam kadına çiçek veriyo.. O ne? Bu herif kaşlarını aldırmış? Neyse.. Eve girdiler.. Adam kadına çok kibar davranıyo.. Beraber sofrayı hazırladılar.. Yemek bitti.. Beraber sofrayı topladılar.. Dans etmeye başladılar.. Adam kadına dokunmaya korkar gibi.. Sevişmeye başladılar.. Yatak odasına gittiler.. Adam hala kadına çok kibar davranıyo.. &#8230;&#8230;. Yatakta yan yana yatmaktalar.. Gözler süzülmüş, dudak uçları yukarı doğru hafif bir açı yapmış.. Eeeee ama.. Dişi olanı gene mutlu değil.. Ne bu kardeşim.. Kavga etmeye başladılar.. Aman aman.. Geçelim bu kısmı.. Al ileri.. Bitti mi? Bu kadar mı? Hmmmm.. Eveeett.. Kasetimizi seyrettik ve de notlarımızı aldık.. </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Şimdi toparlayalım ve çözümü bulalım.. </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Seyrederken de gördüğünüz gibi, kadın geçen yüzyıllar içinde, erkeği istediği gibi yoğurmuş, ve sonuçta istediği hafif efemine erkeği elde etmiştir.. Ancak burada önemli olan, erkeğin de kadına kendini yoğurması için izin vermesidir.. Fakat, kadın denen cins-i latif, aslında ne istediğini tam olarak bilmediğinden elde ettiği ürünün istediği ürün olmadığını farketmeye başlamıştır. Aslında yoğurmaya başladığı erkek de istediği erkek değildir? Eee?&#8230; Bi dakka.. Nası yani? Sert yapınca olmuyo, biraz sert biraz yumuşak olunca da olmuyo.. Hepten yumuşak olunca da olmuyo.. O öyle olsa, bunu da böyle desek.. cık.. allah allaaahh.. Şimdii, bu böyle, kadın da şöyle olsa&#8230; cık o da olmadı?.. Erkek kadının kendisini şekillendirmesini istemiştir. Bu yüzden suç erkektedir. Kadın, erkeği şekillendirmiştir ancak, şekil doğru olmamıştır.. Kadın da suçlu.. eee? Böyle de olmuyo?</span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR"> </span></p>
<p class="MsoPlainText" style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Verdana;" lang="TR">Tamam.. Panik yok.. Sakin sakin düşünelim.. Şimdi..Siz biraz dinlenin.. Ben beş dakkaya kadar çözüp geri gelicem.. Valla çözücem.. Üç evden üç kuyuya üçer yol mu? Ne alakası var kardeşim.. Çözücez dedik.. Hadi.. Dağılın.. Ben çözünce size haber vericem..</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/kadin-erkek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayşe</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/ayse/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/ayse/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 13:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=1224</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Sakın sesini çıkarma..&#8221; dedi adam tıslayarak..
Buz gibi demir parçasının soğukluğunu sadece boynunda değil, bütün vücüdunda hissetti, takma adıyla Nuran, gerçek adıyla Ayşe..
Sevdiği adam uğruna düştüğü batağın son perdesini oynuyordu, deniz kenarında yıkılmak üzere olan boş bir tahta barakanın içinde, eller ve ayakları bağlı yan yatarken..
Kimsenin düşleyemeyeceği kadar çok sevmişti Metin&#8217;i.. Sorgusuz sualsiz peşinden gidebilecek, her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">&#8220;Sakın sesini çıkarma..&#8221; dedi adam tıslayarak..<br />
Buz gibi demir parçasının soğukluğunu sadece boynunda değil, bütün vücüdunda hissetti, takma adıyla Nuran, gerçek adıyla Ayşe..<br />
Sevdiği adam uğruna düştüğü batağın son perdesini oynuyordu, deniz kenarında yıkılmak üzere olan boş bir tahta barakanın içinde, eller ve ayakları bağlı yan yatarken..<br />
Kimsenin düşleyemeyeceği kadar çok sevmişti Metin&#8217;i.. Sorgusuz sualsiz peşinden gidebilecek, her şeyiyle, sonuna kadar onun olacak kadar..<br />
İlk zamanlar her şey çok güzeldi.. Sonra, Metin&#8217;in işten atılmasıyla başlayan parasız, huzursuz günler.. Aslında Ayşe dert etmiyordu parasızlığı.. Metin yanındaydı ya.. Yeterdi ona.. Daha sonraları bir getir götür işi buldu Metin.. Söylediğine göre büyük bir fabrikadaydı işi.. Getir-Götür işleri için gerekenden fazla para kazandığının farkındaydı Ayşe.. Yinede güveniyordu Metin&#8217;e.. Hiç sormadı..<br />
&#8220;Neden bu adamlar sana bu kadar para veriyor?&#8221; diye.. Rahat etmişlerdi.. Neşeleri yerine gelmişti.. Eskisi gibi.. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Taa ki bir gün Metin&#8217;in zamansız, telaşlı ve korkulu gelişine kadar..<br />
Elindeki paketin ne olduğunu bile söylememişti Metin alelacele evden kaçarcasına çıkarken..<br />
&#8220;Bir kaç güne kalmaz dönerim&#8221; demişti yalnızca.. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">O bir kaç gün hiç gelmedi 2 ay boyunca..<br />
Bir gün önce, öğleden sonra, şimdi ellerini ayaklarını bağlayan adamlar geldi eve.. Karga tulumba bir arabaya atıp buraya getirdiler Ayşe&#8217;yi.. Ne olduğunu anlamadı önce.. Adamlardan biri, öbürüne,<br />
&#8220;Gelir mi kocası bunun için?&#8221; diye sorana kadar..<br />
&#8220;Gelir..&#8221; dedi Ayşe, hiç duraksamadan.. Ve demesiyle birlikte nerden geldiğini anlamadığı bir tokat yanağında patladı&#8230; Sandalyeyle beraber yere devrildi.. Adamlardan birinin silahıydı anladığı kadarıyla ensesine dayanan.. Metin&#8217;i arayıp, konuşturdular.. Telefondan son duyduğu,<br />
&#8220;Merak etme sevgilim.. Az sonra yanındayım..&#8221; oldu.. İçi rahatladı.. Filmlerde de öyle olurdu ya.. Kahraman son anda yetişirdi her yere..<br />
Verdikleri sürenin gittikçe azaldığını adamların konuşmalarından anlıyordu.. Yinede içi hala rahattı.. Ama gelmedi Metin.. Süre bittiğinde, adamların ne yapacağını merak ediyordu.. Filmlerde hep, beklerlerdi.. Beklediği gibi olmadı ama..<br />
&#8220;Beş dakika da fazladan bekledik..&#8221; dedi adamlardan biri.. Kulağının yanında, çok yakınında bir metal çıtırtısı duydu.. Şakağına dayanan silahı gördüğünde hala adamların ona bir şeyler söylemesini bekliyordu.. Söylemediler.. Büyük bir gürültüyle patladı silah.. Hiç bir şey hissetmedi Ayşe.. Gözleri karardı.. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu gözlerini yarım yamalak açtığında.. Metin&#8217;in kollarındaydı.. O&#8217;nun gözyaşlarıydı yanaklarına damlayan..<br />
&#8220;Nasıl yaptım bunu sana.. Nasıl? Seni seviyorum.. Hemen hastahaneye gideceğiz.. &#8221; Diyordu Metin.. Dudaklarını hissetti yanağında.. Gözleri tekrar kararmaya başladı.. Son hatırladığı, çocukken annesinin ona verdiği şekerli süt ve biraz önce barakaya girerken deniz kenarında gördüğü yosunlardı&#8230;. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/ayse/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
