<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Su gibi Aşk, Hayal, Zaman... &#187; yazar</title>
	<atom:link href="http://www.su-gibi.com/category/yazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.su-gibi.com</link>
	<description>aşk, hayal, zaman...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jul 2010 18:39:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Düşünce Defterimden&#8230;</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/dusunce-defterimden/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/dusunce-defterimden/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 18:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[M.Koçer]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2369</guid>
		<description><![CDATA[
 
Hayaller aleminde geziniyorum…Gökkuşağından kayıyorum&#8230;Pollyanna ile tanıştım…
Pollyanna’nın bir ricası var Alaaddin;  sihirli lambanın cinine söyler misin? Mutlu sonla bitsin tüm masallar…
Kaleminin kağıt üzerinde çıkardığı sesi her zaman çok sevmişti&#8230;Ama bu sesin yankısını herkesin kendisi kadar çok sevmediğini  fark etti…Bunu; yazılarının yansıması gözlerle buluştuktan sonra çıkan uğultudan anlamıştı&#8230;Gerçekçiydi&#8230;Okulda hayat bilgisi kitabından düşünce özgürlüğünü okuduğunda, öğretmeninin sırtını okşadığını hatırlıyordu&#8230;
Sırtında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignright size-full wp-image-2371" title="pollyanna" src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/07/pollyanna.jpg" alt="pollyanna" width="283" height="259" /></p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">Hayaller aleminde geziniyorum…Gökkuşağından kayıyorum&#8230;Pollyanna ile tanıştım…</p>
<p style="text-align: left;">Pollyanna’nın bir ricası var Alaaddin;  sihirli lambanın cinine söyler misin? Mutlu sonla bitsin tüm masallar…</p>
<p style="text-align: left;">Kaleminin kağıt üzerinde çıkardığı sesi her zaman çok sevmişti&#8230;Ama bu sesin yankısını herkesin kendisi kadar çok sevmediğini  fark etti…Bunu; yazılarının yansıması gözlerle buluştuktan sonra çıkan uğultudan anlamıştı&#8230;Gerçekçiydi&#8230;Okulda hayat bilgisi kitabından düşünce özgürlüğünü okuduğunda, öğretmeninin sırtını okşadığını hatırlıyordu&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Sırtında yine bir el vardı ama ağırlaşmıştı…Kalemi üzerinde baskı kuruyordu&#8230;Onu istediklerini yazmamaya zorluyordu&#8230;Mutlu sonlar duymak istiyordu yazarın sırtındaki eller&#8230;Daima mutlu sonlu masallar…Sırtındaki el gün geçtikçe daha da ağırlaşıyordu&#8230;Ezildiğini hissediyordu ağırlığın altında…Kalemini bile oynatamaz olmuştu…</p>
<p style="text-align: left;"> Alaaddin,  sihirli lambanın cinine söyler misin ? Dileğini geri almak istiyor Pollyanna&#8230;Belki de  dileğini geri alırsa; insanlar mutlu sonlu masallar için ısrar etmezler kalemlere…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/dusunce-defterimden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzleşme</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/yuzlesme/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/yuzlesme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 07:29:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[M.Koçer]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2353</guid>
		<description><![CDATA[
Gökyüzünü izlerken kaybettiği eşyalarının yıldızlara gittiğini düşünürdü. Büyüdükçe  hayallerini  yıldızlarla yıkamaya başlamıştı. Onları gökkuşaklarıyla bezedi&#8230;
Yıldızlara gitti. Kapıyı çaldı. Ona cesaret verdiler. En büyük pusulası olmasını dilediler hediyelerinin. Aldı. Yüreğine yasladı…
Bedeni geceyi kucaklıyordu. Etrafını karanlıkla kaplıyordu. Kararlıydı, aynaya bakacaktı. Kendini seyretmeyeli ne kadar da uzun zaman olmuştu. Tanıdık çehresini görememekten korkuyordu. Bu düşüncesi hareketlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/06/yuzlesme.jpg" alt="yuzlesme" title="yuzlesme" width="297" height="260" class="alignright size-full wp-image-2354" /></p>
<p>Gökyüzünü izlerken kaybettiği eşyalarının yıldızlara gittiğini düşünürdü. Büyüdükçe  hayallerini  yıldızlarla yıkamaya başlamıştı. Onları gökkuşaklarıyla bezedi&#8230;</p>
<p>Yıldızlara gitti. Kapıyı çaldı. Ona cesaret verdiler. En büyük pusulası olmasını dilediler hediyelerinin. Aldı. Yüreğine yasladı…</p>
<p>Bedeni geceyi kucaklıyordu. Etrafını karanlıkla kaplıyordu. Kararlıydı, aynaya bakacaktı. Kendini seyretmeyeli ne kadar da uzun zaman olmuştu. Tanıdık çehresini görememekten korkuyordu. Bu düşüncesi hareketlerini yavaşlattı. Ağır ağır aynaya doğru yürümeye başladı&#8230;</p>
<p>Elini yüreğine koydu. Yıldızların verdiği hediye tam kalbinin üzerindeydi. Adımlarını sabit ivmeyle hızlandırmaya başladı. Gözleri kapalıydı. Gözlerini açmaya çalıştı. Ama beyninin göz kaslarına gönderdiği bu hareket emrini duyguları reddetti. Açamadı . Kalbini elledi. Cesareti bedenine serpiştirdi ve gözlerini yavaşça araladı…</p>
<p>Kalp ritmi hızla artıyordu…</p>
<p>Uzun uzun izledi görüntüsünü…</p>
<p>Baştaki hayal kırıklığının yerini kabullenme almıştı. Sonra yeni görüntüsüne alışmaya başlamıştı&#8230;</p>
<p>Herkes cesaret edemezdi bu aynaya bakmaya. Yapımında yoğun miktarda  hayal gücü kullanılmıştı. Yıldızlarla yıkanmış, gökkuşaklarıyla bezenmişti. Ruhunu gösteriyordu insanın. Bakmak için cesaret gerekiyordu&#8230;</p>
<p>Belki de sırf bu yüzden insanlar yok eder hayal güçlerini büyürken…</p>
<p><a href="http://www.su-gibi.com/category/yazar/mkocer/">[<em>Melis Koçer</em>]</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/yuzlesme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1 &#8211; Bölüm 4</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 23:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2327</guid>
		<description><![CDATA[
Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin&#8217;e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı.
Bir an, Pelin&#8217;i fazlaca sert ittiğini düşündü. Ama bunu yargılayacak kadar bile zamanı yoktu. Deli gibi koşmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/oda.jpg" alt="oda" title="oda" width="288" height="400" class="alignleft size-full wp-image-2328" /><br />
Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin&#8217;e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı.</p>
<p>Bir an, Pelin&#8217;i fazlaca sert ittiğini düşündü. Ama bunu yargılayacak kadar bile zamanı yoktu. Deli gibi koşmaya başladı. Tek ümidi, arkasından gelenlerin aslında iki kişi olmadıklarını düşünmesiydi. Koşabildiğinden daha hızlı koşmaya çalışıyordu. Koştuğu sık ağaçlıklı alanda, zeminin düz olmaması yüzünden, zaman zaman yer ayağının altından yok oluyor, zaman zaman sanki bir merdivenin basamağında yükselmesini gerektiriyordu. Arkasında koşanlarında aynı şartlara sahip olduğunu düşünmek içini bir an olsun rahatlatıyordu ama,  sesler yaklaştıkça bu rahatlamada kaybolmaya başlamıştı. Bir kaç dakikalık kovalamaca saatler gibi gelmeye başlamıştı Bora&#8217;ya. Bir an, ayağının bir şeye takıldığını farketti. Dengesini yitirdiğini anlayana kadar fazla önemsemedi bu durumu. Anladığındaysa artık bir çok şey için çok geçti, Ayaklarının, saçma sapan açılarla yere basmasına engel olamadı bir süre. Sonra tamamen dengesi yok oldu. Yer ona doğru yaklaşırken bileğinde büyük bir acı hissetti. Dizleri, göğü skafesi ve dirsekleri hemen peşinden bu acıya katıldılar. Yetişmişlerdi. Daha başını çeviremeden boynunda keskin, ince bir acı daha hissetti. Başına toplananlara bakmak için döndü. Hemen kabaca bir tahminle kaç kişi olduklarını saydı.  Dünya gözlerine perde gibi inen karanlığın içinde yok olmadan önce, aklından son bir cümle geçti; &#8220;İyi, hepsi burda..&#8221;..</p>
<p>Koyu karanlıkta, bir an boğulacağını sanarak çıktı. Gözlerini açtığında, loş bir odada, elleri ve ayakları bağlı bir şekilde sandalyede otururken buldu kendini. Saçlarından gözlerine, yanaklarına damlayan suları, kafasını sertçe sağa sola bir kaç kere sallayarak biraz olsun durdurabildi. Hala canlı olduğuna göre, istediklerini bulamamışlardı. Yüzündeki ifadeye yansıtmadan için için sevindi bu duruma. Sevinci fazla sürmedi. Suratında olanca hızıyla patlayan bir tokata, sandalyeyle birlikte yere devirdi Bora&#8217;yı. &#8220;Daha, hiç bir şey söylemediler ki?  Sormadılar ki?&#8221; diye düşünmesine bile fırsat kalmadan, midesine yediği tekmeyle acı içinde inledi. Kaç kişinin vurduğunu bile farkedemiyordu. İç güdüsel olarak gözlerini kapatıp sadece bekledi. Dünya, gözkapaklarının ardında tekrar yok olana dek..</p>
<p>****************************************<br />
Geniş odasındaki masasına yavaşça oturdu Niko. Tam adıyla, Nikolai Ivanovich Dologushev. Bunca senedir çalışmışlığının, bunca senelik hizmetinin ödülüydü bu son verilen, oldukça basit iş. Bir an önce bu işi de bitirip artık emekli olmayı istiyordu. Bu güne kadar hiç bir işi yarım yada sonuçsuz bırakmamıştı. Son yıllarda epeyce kilo almış olmasına rağmen, yine de fiziğinin düzgünlüğü karizmasından hiç bir şey kaybettirmemişti. Hala içinde bulunduğu oluşumun en saygı duyulan, üst düzey yöneticilerinden biriydi. Ama artık yaşlandığını hissediyordu. Aldığı yeni yazlığın keyfini sürmek, karısıyla mutlu bir hayatın son günlerini yaşamak istiyordu. </p>
<p>Çalan telefona, yazlığının resimlerine gülümseyerek bakarken cevap verdi. Yüzündeki mutlu maske bir an için sıkılmış bir adamın ifadesine dönüştü. Aradıkları şeyi bulamamışlardı. Bora ellerindeydi ama, anladığı kadarıyla konuşturabilmek için biraz uğraşmaları gerekecekti. </p>
<p>Standart prosedürü uyguladı, karşı tarafta konuştuğu kişiye, konuşmadan ölmemesi gerektiğini anlattı. Tahmini, Kısa bir zaman içinde Bora&#8217;nın konuşacağı, gerisininde zaten çorap söküğü gibi geleceğiydi. Telefonu kapadı, yüzüne tekrar o mutlu maskeyi takarak keyif içinde eviyle ilgili hayallerini kurmaya devam etti.</p>
<p>*****************************************</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-4/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1 &#8211; Bölüm 3</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 21:04:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2324</guid>
		<description><![CDATA[
Annesi &#8220;Nerdesin sen? Çekip gittin?&#8221; diye bağırdı, kavrulmaya başlamış soğan kokularıyla birlikte mutfaktan. Kapıyı sanki birinden, birinin duymasından korkarmışçasına kapattı Pelin. 
-&#8221;Geldim işte anne.&#8221;
-&#8221;Gelmeseydin?&#8221;
-&#8221;Anne.. Tamam..&#8221;
Evin bütün odalarına uzanan dar koridorda, yeri tamamen kaplayan halının üzerine yumuşak adımlarla basa basa, mümkün olduğu kadar daha fazla dikkat çekmeme çabasıyla yürüyerek odasına girdi. Aynı yavaşlıkta kapattı kapıyı. Şaşkın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/uyku-300x225.jpg" alt="uyku" title="uyku" width="300" height="225" class="alignright size-medium wp-image-2325" /></p>
<p>Annesi &#8220;Nerdesin sen? Çekip gittin?&#8221; diye bağırdı, kavrulmaya başlamış soğan kokularıyla birlikte mutfaktan. Kapıyı sanki birinden, birinin duymasından korkarmışçasına kapattı Pelin. </p>
<p>-&#8221;Geldim işte anne.&#8221;<br />
-&#8221;Gelmeseydin?&#8221;<br />
-&#8221;Anne.. Tamam..&#8221;</p>
<p>Evin bütün odalarına uzanan dar koridorda, yeri tamamen kaplayan halının üzerine yumuşak adımlarla basa basa, mümkün olduğu kadar daha fazla dikkat çekmeme çabasıyla yürüyerek odasına girdi. Aynı yavaşlıkta kapattı kapıyı. Şaşkın ve yorgun bir halde yatağına oturdu. Hayatında hiç bir zaman, bu kadar kısa sürede beyninin bu kadar karıştığı olmamıştı. Daha liseye başlamadan, bütün birliktelikleri, bir çay bahçesinde elini tutmak olan sözde sevgilisi bile bu kadar fırtına yaratmamıştı.. Adını hatırlamaya çalıştı bir kaç saniye.. Yüzü beyninin kıvrımlarıydaydı, hani &#8220;çiz&#8221; deseler çizebilirdi ama.. Adını hatırlayamadı. Sıyrıldı düşüncelerinden. Sıkmaktan elini terleten kapsüle, odasının parlak ışığında tekrar dikkatlice baktı, kaçırmış olabileceği bir şey var mı diye. Hiç bir şey bulamayınca fazla hayal kırıklığıa uğramadı. Çanta, hala koltuğunun altındaydı. Elinden kapsülü bırakmadan, çantayı düzgün bir şekilde yatağa koydu. Çantanın tutma yerinin hemen altında kalan tek şifrenin doğru olması için dua etti. Kilidin düğmesini yana çekerken birbirine sürten metal sesini duydu hafifçe. Ama sadece o kadar.. Açılmamıştı. Sonraki yarım saat üç haneli şifrenin basit kombinasyonlarını denemekle geçirdi. &#8220;Tık..&#8221; Açılmıştı.. 982. Nasıl akıl edemediğine kızdı. 982.. Bora&#8217;nın doğum tarihi.. Yavaşça kaldırdı çantanın kapağını. Çanta dökülecek kadar parayla doluydu. Fazla şaşırmadı nedense.. &#8220;Buraya kadar güzel.. &#8221; dedi içinden. &#8220;Bir çanta dolusu para, bir adet ne olduğu bilinmez metal kapsül, Kahire, ve.. ve.. Bir an haırlayamayacağını düşündüğü isim için soğuk soğuk terlediğini hissetti. vee. Profesör Runihura&#8230; Derin bir oh çekti.. El-Ezher üniversitesi, Profesör Runihura. Buraya kadar güzeldi ama, bundan sonrasını nasıl çözmeliydi? </p>
<p>Fazla dikkatlice izlenmediği halde onlara sürekli bir şeyler anlatan televizyondaki spikerin önünde, her zamanki sıralamayla oturarak yediler yemeklerini. Pelin&#8217;e çokta önemli gelmeyen bir takım günlük şeylerden bahsettiler. Babası, yemeğini bitirip, her zamanki gibi televizyonun karşısındaki koltuğuna oturdu. Sofra toplandı, annesi mutfakta bir şeylerin yerini düzeltmeye başladı. Pelin, neyi nasıl yapacağını bir türlü bilememenin verdiği gerginlikle farkında olmadan banyoda buldu kendisini. &#8220;Bir duş iyi gelebilir, hazır gelmişken..&#8221; diye düşündü. Saatlerdir ilk defa gülümsetmişti bu durum onu. </p>
<p>Kendine pek yakıştıramasa da oldukça güzeldi. Bu yüzden, daha liseye başlamadan erkekler etrafında pervane olmaya başlamışlardı. Üniversiteyi bir yıllık gecikmeyle bitirdiğinde, kendi kabul etmese de, yolda yürürken görenlerin dönüp bakacağı kadar dikkat çeken bir kadın olmuştu. Okul hayatı çok parlak geçmese de, yine de her zaman üst sıralarda yer bulmuştu kendine. </p>
<p>Duşa girmeden önce, lavabo aynasında, vücudunda en beğendiği yer olan gözlerini inceledi. Kaşlarını biraz sağa sola çekiştirdi. Artık yavaş yavaş, içten içe beğenmeye başlıyordu kendini. Suyu ayarlayıp duşa girdi. Saçlarından başlayıp topuklarına kadar süzülen suyun altında gözlerini kapatıp, beynin boşaltmaya çalıştı. İyi gelmişti ılık su. Rahatladığını hissetti. Bornozunu giyip odasına geçtiğinde, biraz önce duşta bıraktığını sandığı düşünceler yine kafasını kemirmeye başlamıştı. İşlemler bir haftaya yakın sürerdi. Ailesine nasıl açıklayacağını düşündü. Yastığına kafasını koyduktan sonra bir süre buna dair planlar yaptı. Böyle bir günün yorgunluğundan ve suyun verdiği rahatlıktan kopamadı.. Kısa süre sonra uykuya dalmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liman Kısım 1- Bölüm 2</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 21:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Liman]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[masallar]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2318</guid>
		<description><![CDATA[
Karanlık, dar bir tüneldi Pelin&#8217;in anlayabildiği kadarıyla. Eğilerek güçlükle ilerliyorlardı. Bora elini tutmasa, bu kör karanlıkta bir adım atamayacağını hissetti Pelin. Bora önünde büyük bir alışkanlıkla ve hızla ilerliyordu. Eğilmiş vaziyette ördek adımlarıyla koşarken, bir kaç kez tökezledi Pelin. Sonsuz gibi gelen bir kaç dakikadan sonra, hayal meyal görünen bir aydınlığı buldular. Otlarla örtülmüş dar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/mistik-liman-300x207.jpg" alt="mistik-liman" title="mistik-liman" width="300" height="207" class="alignright size-medium wp-image-2322" /></p>
<p>Karanlık, dar bir tüneldi Pelin&#8217;in anlayabildiği kadarıyla. Eğilerek güçlükle ilerliyorlardı. Bora elini tutmasa, bu kör karanlıkta bir adım atamayacağını hissetti Pelin. Bora önünde büyük bir alışkanlıkla ve hızla ilerliyordu. Eğilmiş vaziyette ördek adımlarıyla koşarken, bir kaç kez tökezledi Pelin. Sonsuz gibi gelen bir kaç dakikadan sonra, hayal meyal görünen bir aydınlığı buldular. Otlarla örtülmüş dar kapıdan çıktıklarında, artık kararmış olan hava bile aydınlık geldi Pelin&#8217;e. Bora&#8217;nın tedirginliğini gözlerinden okudu Pelin. Bu güne kadar hiç böylesine tedirgin görmemişti. Dışarıdaki soğuk havadan daha farklı bir şekilde içinin ürperdiğini hissetti. Bora, Pelin&#8217;in hissettiği tedirginliği artan bir şekilde sürdürerek, kısa bir zaman, hızlı hareketlerle etrafı kolaçan etti. Cebinden, kalem kapağı büyüklüğünde parlak bir kapsül çıkartıp, Pelin&#8217;in avcuna koydu. </p>
<p>- &#8220;Çok özür dilerim.&#8221; dedi, hala tedirgin gözlerle etrafa bakarken fısldayarak. &#8220;Çok özür dilerim.&#8221;. &#8220;Bunu al ve bir an önce Khire&#8217;ye gidip El-Ezher üniversitesinden Profesör Runihura&#8217;yı bul. Otların dibindeki çantayı kullan.&#8221;</p>
<p>Dili tutuldu sanki Pelin&#8217;in. &#8220;Neden?&#8221; diyecek zamanı bile bulamadan Bora sert bir hareketle onu çıktıkları kapının hemen yanındaki yüksek otlarla kaplanmış alana iterek ordan uzaklaşmaya başladı. Çalıların, aslında göründüğünden yüksek olduğunu, bir çukurdan çıktıklarını, ancak oraya düşünce anladı Pelin. Dirseğini ve dizini yuvarlanırken sertçe toprağa çarpmıştı. Tam bildiği en sunturlu küfürü saurarak ayağa kalkacakken, çıktıkları dleikten, birilerinin daha aceleyle çıkıp artık gözden kaybolmak üzere olan Bora&#8217;nın peşinden koştuklarını gördü. </p>
<p>Bir kaç dakika içinde her şey bitti. Sessizlik sardı her yeri. Sadece uzaktan geçen arabaların  ve insanların sesleri duyuluyordu. Dirseğinin ve dizinin acısını çoktan unutmuştu Pelin. Kafası karmakarışık olmuştu. Aklından geçen binlerce şeyden bir anda sıyrıldı. Ne olduğunu anlamaya çalıştı ama avcunun içindeki kapsülden ve Bora&#8217;nın söylediklerinden başka hiç bir bilgisi yoktu. Unutmamak için farkında olmadan tekrarladı isimleri. &#8220;El-Ezher, Profesör Runihura.. El-Ezher, Profesör Runihura..&#8221; Bir kaç kez tekrarlayınca kendi kendine güldü. Bakkala giderken kendine söylenenleri unutmamaya çalışan çocuklara benzetti kendini&#8230; </p>
<p>Uzaktaki park lambasının oraya kadar uzanan loş ışığında avcunu açıp kapsüle bakmak ancak aklına geldi.  Tek parça, açılacak yeri olmayan, metal kapsül, büyücek bir ilaç kapsülünün sanki abartılı reklam kopyası gibiydi. Bir iz, bir işaret görmek için biraz daha yukarı tutup, sağa sola çevirdi kapsülü ama üzerinde bilgi olabilecek hiç bir şey yoktu. Ne demişti Bora? &#8220;Otların dibindeki çantayı kullan.&#8221; </p>
<p>O &#8220;otlar&#8221;ın ancak şimdi bulunduğu yerdeki otlar olabileceği gibi, aslında kendisinin de pek inanamadığı bir çözüme ulaştı. İnanmadığı çözümün doğru olduğunu anlaması uzun sürmedi. Oturduğu yerin biraz yanında, otlara biraz daha fazla gömülmüş küçük bir metal çanta vardı. Çantanın soğuk demir çerçevesine dokunduğunda bir ürperdi. Sanki hala birileri onu görecekmiş, duyacakmış endişesi taşıyarak çantayı yavaşça kendine çekti. Üzerinde tek kilit olan çantayı inceledi. Basit, makyaj çantasından biraz daha büyükçe, ama sağlam olduğu her halinden belli metal kutuyu koltuğunun altına alıp, Bora&#8217;nın verdiği kapsülü sıkıca avucunda tutarak otların arasında çıktı. Hızlı ve tedirgin adımlarla evine doğru ilerlemeye başladı&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/liman-kisim-1-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilinmezler Dünyası</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/bilinmezler-dunyasi/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/bilinmezler-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 May 2010 21:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[M.Koçer]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2303</guid>
		<description><![CDATA[Ruhum bilinmezler alemine doğru yavaşça yükseliyor. Bedenimi dışarıdan izleyebiliyorum. Rüyada gibiyim çünkü rüyalarımda da kendimi üçüncü kişi olarak izlerdim. Gelecek sözcüğü benim için anlamını yitirdi. Garip bir huzur içerisindeyim. Kendimi sonsuzluğun kollarına teslim ettim. Artık bir ölüyüm&#8230;
Doğduğumda herkes gülerken ben ağlıyordum. Galiba sevilen bir insan olmustum. Şimdi huzurluyum ve gülümsüyorum. Geride bıraktıklarımın hepsi ağlamaktalar. Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/bilinmezler-dunyasi.jpg" alt="bilinmezler-dunyasi" title="bilinmezler-dunyasi" width="300" height="316" class="alignright size-full wp-image-2305" />Ruhum bilinmezler alemine doğru yavaşça yükseliyor. Bedenimi dışarıdan izleyebiliyorum. Rüyada gibiyim çünkü rüyalarımda da kendimi üçüncü kişi olarak izlerdim. Gelecek sözcüğü benim için anlamını yitirdi. Garip bir huzur içerisindeyim. Kendimi sonsuzluğun kollarına teslim ettim. Artık bir ölüyüm&#8230;</p>
<p>Doğduğumda herkes gülerken ben ağlıyordum. Galiba sevilen bir insan olmustum. Şimdi huzurluyum ve gülümsüyorum. Geride bıraktıklarımın hepsi ağlamaktalar. Ne tuhaf bir çelişki&#8230;</p>
<p>Zaman kavramı benim için yok artık. Ruhumu rahatça yaşadığım her olayın içerisinde gezdirebiliyorum. Bunu yaparken benliğimi farkediyorum. Zaten benliğimi oluşturan parçalar geçmişimde aldığım kararlar değil mi? </p>
<p>Ruhum gezintiye çıkmak istiyor ve kendimi bir anda bebekliğimde buluyorum. Annemin gülüşünü ve beni kucağına almasını izleyebiliyorum. Sonra kendimi ağlarken görüyorum; kalbimdeki kırıklığa isyan etmiş halde&#8230;Acılara gem vurmuş, hıçkırıyorum&#8230;Torunumu severkenki huzurumu tekrar yaşıyorum. Pişmanlığımı hissediyorum; bedenime, çalışmaya ve hırsıma verdiğim önem için&#8230;Yetmiş iki yaşında, bana değer veren ve beni terk etmeyen tek sevgilim ruhumdu. Hırslarım ve bedenim hep yalancı sevdalarmış. Egomun birer oyunuymuş. Ruhuma önem vermeye başladığım zamanı görüyorum. Huzurumu hissediyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Bilinmezler dünyasına doğru yolculuğuma devam ediyorum&#8230;</p>
<p>[<strong>Melis KOÇER yazdı...</strong>]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/bilinmezler-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kafeinyus İlletyus</title>
		<link>http://www.su-gibi.com/kafeinyus-illetyus/</link>
		<comments>http://www.su-gibi.com/kafeinyus-illetyus/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 13:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>HG</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakan Güzhan]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.su-gibi.com/?p=2295</guid>
		<description><![CDATA[
Tüm Dünyadaki eğitimli, eğitimsiz, zengin, fakir her kesimden insanı ele geçirmiş ve her geçen gün daha da kötüye götüren gizli bir canavar var: Kafeinyus İlletyus!
Bu illetin eline düşen zavallı insanlar hayatlarının son gününe kadar her geçen gün daha da kötüye giderek kafeinin boyunduruğunda yaşamaya devam ederler. Tam tersine, bu sinsi belanın elinden kurtulabilenler artık el [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.su-gibi.com/wp-content/uploads/2010/05/starbucks.jpg" alt="starbucks" title="starbucks" width="600" height="400" class="alignnone size-full wp-image-2297" /></p>
<p>Tüm Dünyadaki eğitimli, eğitimsiz, zengin, fakir her kesimden insanı ele geçirmiş ve her geçen gün daha da kötüye götüren gizli bir canavar var: <strong>Kafeinyus İlletyus!</strong></p>
<p>Bu illetin eline düşen zavallı insanlar hayatlarının son gününe kadar her geçen gün daha da kötüye giderek <strong>kafeinin</strong> boyunduruğunda yaşamaya devam ederler. Tam tersine, bu sinsi belanın elinden kurtulabilenler artık el titremelerinden, ten kuruluğundan, sinirli hallerinden, uykusuzluktan, ve daha başka birçok sıkıntıdan kurtulup sağlıklı günler geçirmenin zevkine varabilmişlerdir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2479" title="cola" src="http://www.hadiordanbe.com/wp-content/uploads/2009/07/cola.jpg" alt="cola" width="200" height="300" /></p>
<p>Aslında sözü fazla uzatmadan <strong>Kafeinyus İlletyus</strong>&#8216;un zararlarını sıralayalım:</p>
<p><strong>Günlük 250 mgr kullanılması durumunda:</strong><br />
1- Huzursuzluk</p>
<p>2- Sinirlilik</p>
<p>3- Uykusuzluk</p>
<p>4- Yüz Kızarıklığı</p>
<p>5- Fazla İdrar ve Sindirim Şikayetleri</p>
<p><strong>Günlük 1 gr kullanılması durumunda:</strong><br />
1- Kas Seyirmesi</p>
<p>2- Yorgunluk</p>
<p>3- Duymama</p>
<p>4- Konuşmanın Düzensiz Akması</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2480" title="pepsi" src="http://www.hadiordanbe.com/wp-content/uploads/2009/07/pepsi.jpg" alt="pepsi" width="200" height="180" /></p>
<p><strong>10 gr&#8217;a kadar dozlarda kullanılması durumunda:</strong><br />
1- Kulak Çınlaması</p>
<p>2- Işığın Parlaması</p>
<p>3- Ani Krizler(Panik Atak, Kalp Krizi)</p>
<p>4- Nefes Alma Güçlüğü</p>
<p>5- Ölüm</p>
<p>Bir bardak kahve yaklaşık 100-150 mgr kafein ihtiva eder, bir bardak çay yarısı kadar, bir bardak kola ise 1/3 ‘ü kadar kafein ihtiva eder. Bir bardak enerji içeceğinde ise yaklaşık 100 mgr kafein alınmış olur.</p>
<p>Kafein, sindirim sistemi ve kalp rahatsızlıklarının gelişmesine ve ağırlaşmasına neden olabilir. Üst karın ağrıları, bazen ülser ve kanamalar oluşabilir. Aşırı yüksek dozlarda ise kalp ritmi bozukluğu görülebilir, tansiyon düşer ve kan dolaşımı durabilir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2481" title="gloriajeans" src="http://www.hadiordanbe.com/wp-content/uploads/2009/07/gloriajeans.gif" alt="gloriajeans" width="200" height="106" /></p>
<p>Diğer farklı Teşhisler: Manik olaylar, panik rahatsızlıklar, genel anksiyete rahatsızlıkları klinik raporlarda açıklanmıştır.</p>
<p>Bütün bu bilgiler tıbbi olarak kanıtlanmışken ey siz insanlar neden hala bu kadar çok <strong>kahve</strong> ve <strong>kola</strong> içersiniz ki?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.su-gibi.com/kafeinyus-illetyus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
