Pelin zeki kızdı. Ama yine de Bora Pelin’e kapsülü verip vermemekte bir an kararsız kalmıştı. Kararını netleştiren şey, karanlık tünelde arkalarından gittikçe yaklaşmakta olan kalabalık bir sürünün ayak sesleriydi. Evet. Pelin yapabilirdi.. Yapmak zorundaydı, şu an başka şansları kalmamıştı. Bir an,... (Okumaya devam)
Annesi “Nerdesin sen? Çekip gittin?” diye bağırdı, kavrulmaya başlamış soğan kokularıyla birlikte mutfaktan. Kapıyı sanki birinden, birinin duymasından korkarmışçasına kapattı Pelin. -”Geldim işte anne.” -”Gelmeseydin?” -”Anne.. Tamam..” Evin bütün odalarına uzanan dar koridorda, yeri tamamen kaplayan halının üzerine yumuşak adımlarla basa basa, mümkün... (Okumaya devam)
Karanlık, dar bir tüneldi Pelin’in anlayabildiği kadarıyla. Eğilerek güçlükle ilerliyorlardı. Bora elini tutmasa, bu kör karanlıkta bir adım atamayacağını hissetti Pelin. Bora önünde büyük bir alışkanlıkla ve hızla ilerliyordu. Eğilmiş vaziyette ördek adımlarıyla koşarken, bir kaç kez tökezledi Pelin. Sonsuz... (Okumaya devam)
Ağlamaklı bir sesle - Ben gidiyorum.. dedi annesine.. “Ben gidiyorum anne..” dese son kelimede hıçkırıklarına engel olamayacağının farkındaydı.. Kapıyı kapatırken bir yandan da aceleyle monutunu giymeye çabalıyordu.. Kapı biraz sertçe kapandı bu yüzden.. Umursamadı.. Şu an dünya umurunda değildi zaten.. Apartmanın... (Okumaya devam)
Aşk su gibi, hayaller ve zaman su gibi aktı geçti ömrümüzce… Ne birini tutabildik kolundan kanadından, ne de bir diğeri baki kaldı hayatlarımızda… Hangi aşk kaldı evlerinizde, odalaranızda, yastıklarınızda? Hangi aşk geldi yerleşti sofranıza ve sizi hiç terketmedi? Ne hayallerimiz vardı çocukluğumuzda, ama şimdi... (Okumaya devam)
Gündüzler güneşe bakardı. Güne dönerdi günebakanlar Ağustos’ta. Sonra bir haber duyuldu, bu kez sırtını dönmüştü ayçiçekleri güneşe. Yağız bir at şahlandı Gölbaşı’nda. Alı al, moru mor öfkesiyle dağların ötesini inletti. Boz kısrak tökezlemişti. Kısrak için korktu. Kendisi için korktu bir adam. Kadınsa... (Okumaya devam)
Bir rüya gördüm dün gece… Uyandığımda, uykumdaki kadar hıçkırıklarla olmasa da, gözlerimin kenarından, yüzümün iki yanından çaresiz damlaların yastığıma doğru süzüldüğünü ve ıslattığını farkettim. Bir hayal bu kadar mı gerçek, bu kadar mı ayrıntılı kurulur. Hemen soluma döndüm, yastığı boştu. Aniden... (Okumaya devam)