Tuesday, March 09th | Su gibi Aşk, Hayal, Zaman…
12:37

ÖİV

Cep telefonu faturam elime ulaştığında hem faturayı hem de cep telefonumu sülfirik asitin içine atıp eritmek geliyor içimden! Sizi bilmem ama benim çevremde mobil telefonu olmayan hiçkimse yok ve herkes konuştuğunun iki katı fatura ödemekten illallah demiş durumda.
Bildiğiniz gibi 1999 depreminden sonra ortaya atılan dahice(?) bir vergi sistemiyle hayatlarımıza giren
işkence gibi bir vergi alınıyor iletişim [...]
devamini-oku

16:52

Kutsal Balıklar

H2SO4 ile dezenfekte edilmesi gereken bir yazı okudum az önce. Hemen sonra aklıma uzayda şehir kurma çalışmalarını hızla sürdüren ülkeler ve o ülkelerin insanları geliverdi nedense…

Konya’nın Hüyük İlçesine bağlı Mutlu Beldesi’ndeki bir akarsuyun, fotoğraftan anladığım kadarıyla yapay olarak havuza dönüştürülmüş bir bölümünde yaşayan ve özellikle Perşembe geceleri ortadan kaybolan(?) “Kutsal Balıklarla” ilgili bir yazı yazmış [...]
devamini-oku


More posts »
e-mail üyeliği
e-mail adresinizi girin
Her yeni yazı mail olarak gelsin

facebook-su-gibi

Page copy protected against web site content infringement by CopyscapeAdd to Technorati Favorites

Çıplak Ayak Bileklerin

HG ; Tue, 21/07/09'da yayınladı | Hakan Güzhan, günlük

ciplakayakbileklerin
Hadi uyan artık, şimdi kahvaltı zamanıdır…
Gece sen uyurken ben rüyamda çıplak ayaklarını avuçlarımla kavrıyordum…Güneş yanığı tenine dokunuyordu can damarlarım…Acıdı mı? Hissettin mi?

Seneler öncesini anımsamaya çalışıyorum…Yalnızlık ikindilerinde sen ve ben, yalnızlığımız aklımıza gelene kadar, iki büyük çocuktuk…Şimdi ne oldu bize?

Bir değil çok fazla sayıda yürek sancısını yazdı tarih alnımıza, biraz büyüdük…Bu Temmuz ortasında bir yaş daha gençleştim, sen de o kadar güzelleştin…Sahi, yıllar öldükçe tazelenen yüreğin mi, yoksa daha şimdi mi doğdun ellerine güneşin?

Gözlerim kamaştı, başım ağrıyor…Rüzgar omuzlarından yukarıyı, boyun iklimini etkiliyor…Bunu görüyorum, çünkü Güneşin terlettiği tenindeki ter damlaları rüzgarla yol bulup ilerliyor…Rüya bu ya; her gülümseyişine başka renkler yapışıp kalıyor ve gözlerin üzerime her düştüğünde daha da utangaç bir adam oluveriyorum…Canım acıyor, bunu hissediyorum…Uykumda kendimi seyrediyorum, yüzüm buruşuyor, alnımda boncuk haritası terler…Ben utangaç bir adam olmak istemiyorum…

Şimdi çıplak ayak bileklerine dokunmak istiyorum parmak uçlarımla…Her şeye rağmen, her hayal kırıklığına rağmen üç kere, dört kere, beş kere aşık olmak istiyorum…Gerçekten merak ediyorum, ben aptal mıyım, hiç bu kadar hüzün ertesine aşk istenir mi hiç, deli miyim ne?!?

Neyse ki rüyadayım, bunu bilmek biraz olsun yüreğime su serpiyor…Neyse ki sen de uzaksın, beni koruyorsun aşktan…Gözlerimi yüzüne açıp, dudaklarının arasından dişlerinin beyazıyla aydınlanan günlere gebe kalma yorgunluğundan beni alıkoyuyorsun…Sana minnettarım…İyi ki bana uzak, kendine yakınsın…

Karnım acıktı…Uyansam mı acaba?
Biraz beyaz peynir, birkaç parça domates ve salatalık, üç-beş de yeşil zeytin yesem belki zihnim yerine gelir. Ama, aklımda gönlümde bir an bile ellerimi terketmeyen çıplak ayak bileklerin var ki, ellerim hiç rahat durmuyor ve çıplak ayak bileklerine sulanıyor avcumun en hassas bölgeleri…

En iyisi rüyaya teslim olmaya devam etmek şimdilik…

Cevap yaz