Cep telefonu faturam elime ulaştığında hem faturayı hem de cep telefonumu sülfirik asitin içine atıp eritmek geliyor içimden! Sizi bilmem ama benim çevremde mobil telefonu olmayan hiçkimse yok ve herkes konuştuğunun iki katı fatura ödemekten illallah demiş durumda.
Bildiğiniz gibi 1999 depreminden sonra ortaya atılan dahice(?) bir vergi sistemiyle hayatlarımıza giren
işkence gibi bir vergi alınıyor iletişim hizmetlerinden: ÖİV !
Kendisi %25 ek vergi olup, %18 KADEVEnin üzerine eklenerek vatandaşa %43 zamlı bir fatura ödetiyor. Ne hoş geliyor di mi kulağa? %43 ! vergi…
Yani 50 Liralık konuşan bir vatandaşımız faturasını yaklaşık 75 Lira olarak ödüyor. İnsaf ama! Neyseki birden fazla mobil iletişim hizmeti veren şirket var da, vatandaş bunların rekabetinden birazcık karlı olarak sıyırıyor paçayı. Bu şirketlerden her biri her sabah uyandığımızda birbirinden kullanıcı kapmak için türlü kampanyalarla çıkıyor karşımıza. Hatta sınırsız konuşma hakkı tanıyıp 50-60 Liraya ayı kapattıran şirketler de var. Çok da iyi yapıyorlar aslında, ancak benim korkum şu; umarım Devlet Baba bir gün sabah uyandığında, cep telefonlarından kasasına giren verginin oldukça düşmeye başladığını farkedip bu kampanyalara limitli kontrol kuralları getirmez. Yani mobil iletişim şirketlerinin haklarını korumak(?) adı altında rekabet yasasında değişiklikler falan yapmazlar umarım.
Yıllardır da süren bir hayalim var aslında: İnşallah Devlet Baba bir gün sabah uyanır ve aklına özellikle cep telefon kullanımına 1-2 yıl için uygulayacağını 1999′da beyan ettiği bu ÖİVnin haksız yere vatandaşlarının iletişim haklarına bir ceza gibi uygulandığını farkeder ve şıp diye sona erdirir. Hatta ütopyaya kayacak olursak, kim bilir belki bir sabah tüm cep telefonu aboneleri 3-5 yıllık ÖİVlerini vergi iadesi kapsamında geri almaya bile başlarlar di mi?


Sürü psikolojisinin en iyi örneğini biz Türkler oluşturuyoruz galiba. Zaman içerisinde herşeyi unutuyor, itiraz haklarımızın hiçbirini kullanmaksızın neyin nerden niçin geldiğini sorgulamadan sadece dünsüz bir yarın için yaşıyoruz. İyilikseverliğin ve yardım etme güdüsünün nasıl sömürlebileceğinin en güzel örneklerinden birini sunuyoruz dünyaya…..
June 13th, 2009 at 14:07