Gözlerini düşlüyorum…Aklımda kaldığı kadarıyla; bilinçaltımda mavi, masmavi bir okyanusu andıran ve artık uyuyamadığı için yorgunluktan kirpikleri dahi bitap düşmüş, altları mosmor olmuş bir çift dalgın bakışı vardı…O zamanlar uykusuzluktan daha başka ne derdi varsa söylemeyebilirdi…Susardı hep…Sustu da…
Her gün akşam bastırmadan yola düşerdi, ben de ardından. Ne kadar hızlı da yürüsem, hatta koşsam bile yetişemeyeceğim kadar çabuk uzaklaşırdı benden ve hep Batıya doğru…Susardım, o da hiçbir şey söylemezdi…
Bilirdim zaten; tek derdi Güneş’in hala aydınlattığı yöne doğru kaçmaktı, Günbatısından uzaklaşarak “insomnia”yı yeneceğini sanıyordu…Haksız da sayılmazdı ama kendince; teoride hep gündüz olan bir diyarda yaşarsa uyumak ihtiyacı hissetmeyecek gibi, ya da uyumak zorunluluğu çekmeyecekmiş gibi geliyordu ona…Yanılıyordu…Uykusuzdu işte, hem de zifiri karanlıkta gözleri fel fecir okuyan oyuncak bebeklerin camdan gözleri kadar açık gözleriyle, bir türlü huzurlu uykulara dalamayan, sabahları dinlenmiş olarak uyanamayan bir acayip yaratığa dönüşmüştü…
Ben de yıllar içinde farkettirmeden ona dönüşmüştüm, ya da tüm ruhumu ve bedenimi kendi yorgun maviliğine bürümüştü…Gözlerim onunkiler gibi masum ve bitkin, dişlerim onunkiler gibi aç ve bembeyaz, dudaklarım onunkiler kadar ıssız ve davetkar oluvermişti…Ne yazık ki en kötüsü de tüm uykusuzluğunu bana bulaştırıp, beni yapayalnız bırakıp anısızın kaybolup gidivermişti…
Şimdi ikimiz de birbirimizden habersiz, iki farklı karanlık zindanda, günışığına hasret, zamanımızı dolduruyoruz…Başımızı kaldırsak kuyunun başında gökyüzü alabildiğine açık ve mavi, ama utancımızdan bakamıyoruz…Yüzümüz yerlerde, en çok duvara dönük, aklımızda hayalini kurduğumuz, belki bir zamanlar seviştiğimiz Korikos koyu ve kristal berraklığında denizin dibi, birkaç martı ve paylaştığımız yeşil elmanın denizin tuzuna karışan tadı…Öpüşmek…Öpüşmek…Öpüşmek…
Dudak etlerimizde kanayan bir aşk ve yalnızlığın hazin sonla biten masalı…


Hakan yüreğine sağlık çok hoş olmuş.
May 11th, 2009 at 17:39
fethiye,den sevgiler,bugün denizin maviliginde o mavi yaşlı gözleri gördüm
May 1st, 2009 at 05:06
Serhan, Fethiye’de olmak vardı şimdi…Denizin kokusu ve dalgaların sesi…Her şeye ilaç gibi gelirdi…
May 1st, 2009 at 05:12
gercekten şimdi cok güzel buralar,deniz var mavi var adalar koylar var bu arada balık rakı var beklerim:::::::::::)
May 1st, 2009 at 05:16
işlerden bir fırsat bulsam oralara kaçarım ama, bakalım…balık-rakı’nın da tadı fethiye’de nasıl tatlı olurdu şimdi…ölüdeniz, güneş, dalgaların kokusu…sadece bunlar bile sarhoş eder adamı…rakı’da mezesi olurdu
May 2nd, 2009 at 01:47
süperr yaaa duygulanarak okudum. seni çok seviyorum bitanemm
April 30th, 2009 at 05:10
Yine harika bir hikayeydi… Fethiye’de bu güzel günde beni öyle güzel düşünce, yalnızlık ve maviliklere götürdün ki aynı anda hem mutluluğu hem hüznü yaşattın ama çok iyi geldi böyle güzel yazıyla güne başlamak… Tebrikler…
April 17th, 2009 at 00:12
Etkileyici !!!! Düşlerini her zaman koru … Onlar sayfalara harika dökülüyor…
April 16th, 2009 at 14:14
Hakan’cığım, güzel hikaye keyifle okudum.
Okurken aklımda bambaşka sebeplerden olan kendi uykusuzluğum vardı. yakın zamanda aramıza katılan bebeğimizle uykusuz günler ve geceler yaşıyoruz, 2 yıla yakın sürer bu durum.
April 16th, 2009 at 08:55