Yine sabah beş. Yüreğim doğuyor ellerine sevgilim. Anlıyorum, aşk yerleşik hayat istemiyor. Hep tedirgin olacaksın sevişirken. Aşk, zaman zaman ölümle dans istiyor. Bitebilme ihtimali var her an aşkın.İnan sevgilim, şimdi saat sabahın kör karanlığı ve aklımdan çıkmayan sol omzunun üstündeki leke.Onu öpüyorum uyanır uyanmaz. Dudaklarını hatırlıyorum, ilk kez onlara dokunuşumu.
Zaman sessiz ve sinsi. Yağmur yağacak besbelli, yoksa çoktan aydınlanırdı ortalık. Keşke burada olsaydın şimdi. Sen de yaşıyor ve görüyorsun, her aşkın bir ömrü var elbet. İklime ve kültüre göre değişiyor, ama eninde sonunda bitiyor.
Aşk, yerleşik bir yaşam sevmiyor sevgilim. Acı ve hüzün gerek aşkın yaşaması için, biraz da yüzün. Yüzün olmadan acı çekmiyor yüreğim. Uzaksın şehrime. Buna sevinmeli mi, üzülmeli mi bilmiyorum. Aşk bitiyor gözlerin olmayınca. Keşke gitmeseydin.
Saat artık önemli değil, çünkü aşk zaman ve mekan tanımıyor. Her şey bir yana; aşk, insanı tanımıyor. Yakıp kavuruyor kimi bulsa, adamı yok hiçbir yerde aşkın. Herkese aynı acımasız muamele.
Şimdi aşk, sensiz yakalarsa, beni affet, elimden bir şey gelmez.
Çünkü ben aşka aşık bir sınırlı nefesli; nereye baksam, kime gülsem zamanım doluyor.
İnsan şu güzelim dünyaya bir daha gelmiyor…


aşk, şımarık çocuk
January 29th, 2009 at 13:42